Hasan Basri Çantay hocaefendi kadınların tesettüre riayet etmeden açık kıyafetlerle gezmelerine son derece üzülüyor ve onlara , din gayretiyle celallenip öfke duyuyordu. Bu üzücü durum onun zihnini çok meşgul ediyor ve tedirgin ediyordu. Hocaefendi, bir gece rüya görür. Rüyasında Balıkesir’deki Yeşilli Cami’nin köşesinde Resulullah (s.a.v.) efendimizi görür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona Türkçe ..
Category : MENKIBELER/HATIRALAR
Muhammed El-Haznevî hazretleri, medrese hakkındaki bazı resmi muameleri yaptırmak üzere Şam’da bulunuyordu. Şehir içindeki seyahatleri sırasında bir ara arabaları arızalanmış. Bunun üzerine bir taksi çağırmışlar ve taksiye binmişler. Taksici onları gitmek istedikleri yere bıraktıktan sonra Muhammed El-Haznevî hazretleri taksicinin parasını vermiş. Taksici adam yol parasını aldıktan sonra, Muhammed El-Haznevî hazretlerine, şöyle demiş; ..
KOMANDO ERİNİN ESRARENGİZ KURTULUŞU Yıl 1975 yılıdır. Günlerden bir gün, İstanbul Üsküdar’da, Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin türbesinin önüne, nur yüzlü, buğday tenli ve tıknaz boylu bir genç gelmişti. Orada bakınırken, türbenin yanındaki Azîz Mahmûd Hüdâyî Câmii’nin imamı olan Muharrem Efendi’ye rastladı. Genç, onu görünce merakla; –Efendim! Ben Azîz Mahmûd Hüdâyî’yi görmeye geldim! ..
HEDİYE TAVUKLAR Diyauddin Efendi isminde köylü bir zat anlatır; Geçimlerini temin etmek için bazen, köyde yetiştirdikleri tavukları, yumurta, sebze gibi ufak tefek şeyleri alıp, köylerinin yolunun ana yolla bitiştiği yer olan, “Üçpınar” diye tabir ettikleri yere götürüp, yoldan geçenlere satıyorlarmış. Bir gün, iki tane tavuğu kesip temizlemişler, daha sonra da, ..
TAŞA TESİR EDEN SOHBET Şeyh Muhammed Maşuk (k.s.) hazretleri, bir gün Diyarbakır’da ihvanlarıyla sohbet ederken, ona, Diyarbakır’ın bir köyünde Hazret (k.s.)’i (Muhammed Diyauddin) gören çok yaşlı bir zat olduğundan bahsederler. O da, gidip ziyaret edelim der ve beraberce o yaşlı zatın köyüne giderler. O köyde o yaşlı zatı bulup ziyaret ederler. ..
NAMUSSUZ MUHTARIN CEZASI Batman da yaşayan âlim ve evliyanın en büyüklerinden olan, Seyyid Kasım Zilanî Hazretleri (k.s.), bir gün, akşam namazında abdest almak için ibriğini istemiş ve sehpaya oturarak abdest almaya başlamış. Bir talebesi de ibriği tutup suyu döküyormuş. Abdestin sonuna doğru, suyu döken talebeye “sen bırak!” deyip, başka bir talebesine “Suyu sen ..
EDEPSİZ YOLCUYA ÇIKAN HEDİYE (!) Mahmud Es’ad Coşan hazretlerine, bir ahbabı tarafından anlatılan gerçek bir hadise; Bir gün, Konya’ya otobüsle turistik bir gezi tertiplenmiş. Konya’ya gitmişler Mevlânâ Müzesi’ni ziyaret etmişler, gezmişler, tozmuşlar filân… Ama otobüste bir kadın varmış terbiyesiz, muhalif, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin aleyhinde, tasavvufun aleyhinde, dinin aleyhinde… Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî için ..
ESMER MOLLA VE YAKIŞIKLI BERBER Merhum Şeyh İsmail Çetin (k.s) hazretlerinin gençliğinde bir gün yolu İzmir’e düşer. O sıralar henüz sakal bırakmamıştır. Sakal tıraşı olmak için bir berbere girer. Berber yakışıklı, tatlı yüzlü, temiz simalı birisidir. İsmail Efendi, bir kendi esmerliğine, bir de güzel yüzlü ve yakışıklı berberin yüzüne bakmış. Kendi kendine hayıflanmış ve ..
MAFYA BABALIĞINDAN DERVİŞLİĞE Bir sofi, başka bir sofiden duyduğu ibretlik hayat hikayesini naklen anlatıyor; Bir şehrimizde , sofilerin dergah olarak tabir ettiği sohbet evlerinden birine, bir gün, oradaki sofilerin tanımadıkları yabancı bir adam gelir. Yabancı adam, 50-55 yaşlarında olup, üzerinde eski bir ceket ve yamalı bir pantolon olan hırpani kılıklı bir kıyafet ..
BANDIRMALI TATLICI ALİ EFENDİ Bu yazımızda, Bandırma’nın manevi dinamiklerinden olup, 2008 yılında ahirete intikal etmiş olan, Tatlıcı Ali (Öztaylan) Efendi’nin güzel ahlakı, kemalâtı, tevazusu, günahkar olan insanlara olan şefkat ve merhameti ile sevenleri tarafından anlatılan bazı hatıra ve ibret verici hadiselerden bahsedeceğiz inşallah. Rumeli göçmenlerinden olan kendisi, 1913 yılı Üsküp (Makedonya) doğumlu ..
BİR AĞANIN KURBAN ADAĞI Sivas’ın Kangal İlçesinde, bir ağanın erkek çocuğu olmuyordu. Bir gün, Somuncu Baba Hazretleri’nin türbesini ziyaret etti. Onu vesile edip, Allah Teâlâ’ya dua ettiği sırada, şöyle bir adakta bulundu; “Allah’ım benim evladım olur ise, senin rızan için, kulağı üç karış olan kurban keseceğim” diyerek adak adadı. Aradan zaman geçti, ..
KABİLİYETSİZ TALEBENİN İLİM AŞKI Ahmet Tomor Hocaefendi anlatıyor; Arapça tahsili gördüğü zamanlarda, kendisinden yaşı biraz büyükçe bir talebe arkadaşı varmış. Bu arkadaş, iki sene önce orada tahsile başlayan bir talebeymiş. Arapça öğrenmeye karşı müthiş bir merak ve gayreti varmış. Hocasından, iki yıl boyunca “Emsile” (*) tabir edilen dersi okumuş. Zihin kabiliyeti ..
ALLAH RIZASI VE KUL RIZASI Dünya hayatında, insanın önüne, doğru-yanlış, karlı-zararlı, helal-haram gibi, sürekli tercih edilecek yollar ve istikametler ortaya çıkar. Hayat boyu da bu şekilde devam eder. Bu tercihlerde bazan öyle olur ki, yapayalnız, tek başına kaldığı zor durumlar ortaya çıkabilmektedir. Ahmet Tomor Hoca, kendisine bir şahıs tarafından, bizzat anlatılan ..
İMAM MUHAMMED TAKÎ’NİN İLMİ Bir gün, Halife Me’mûn ava giderken, bir çocuğun oynadığı sokaktan geçiyordu. Geçtiği esnada, bütün çocuklar sokaktan kaçıştılar. Yalnız, İmâm Muhammed Cevad Takî (*), bulunduğu yerden ayrılmamıştı . Onun, diğer çocuklar gibi kaçmayıp beklemesi, Halife Me’mun’un dikkatini çekti ve ona yaklaşarak: -Ey çocuk! Bütün çocuklar kaçtığı halde, sen ..
MEKKE’DE BULUNAN İNCİ GERDANLIK Hadîs ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi olan Muhammed bin Abdülbâkî El-Ensârî hazretleri (Ebû Bekr el-Ensârî), kendisi şöyle anlatır: Mekke-i Mükerreme’de mücavir idim. Bir zaman aç kaldım. Açlığımı giderecek bir şey de bulamadım. Nihayet yerde ibrişim bir kese görüp aldım. Doğruca evime gittim ve o ibrişim keseyi açtım. ..
KUR’AN’A “MAHLUK” DİYENLERİN AKİBETİ Halîfe Mütevekkil Alellah, birgün yardımcıları ve devletin ileri gelenleriyle oturuyordu. Birdenbire gülmeğe başladı. Yüzüne hayretle bakanlara; -Niçin güldüğümü sormayacak mısınız?” dedi. Onlar da; “Allahü teâlâ seni sevindirsin. Niçin güldüğünüzü anlatır mısınız?” dediler. Vâsık ve İbni Dâvûd da orada idi. Halife Mütevekkil; -Kur’ân-ı kerîmin mahlûk olması(*) hakkında çok düşündüm. Bu ..
Hazreti Îsâ (a.s.), bir gün bir yahudi ile beraber yolculuğa çıkmıştı. Yanında üç tane çörek bulunuyordu. Çörekleri yahudiye vererek; “Bunları muhafaza et!” dedi. Yahudi, bir süre sonra Hazreti Îsâ (a.s.)’ın muhafaza etmesi için verdiği çöreğin birisini yedi. Hazreti Îsâ (a.s.); “Üçüncüsü nerede?” deyince, yahudi; “İki tane idi” diyerek, üçüncü çörek bulunduğunu inkar ..
HAZRETİ DIHYE (R.A.) VE HEDİYELERİ Hazreti Dıhye (r.a.) eshâb-ı kiramdan olup çok güzel yüzlü idi. Kendisi ticâret uğraşır uzun seferlere gider gelirdi. Cebrâil (a.s.) çok defa Resûlullah Efendimizin (a.s.) huzûruna Dıhye (r.a.) şeklinde gelirdi. Bir gün Cebrâil (a.s.), yine Dıhye (r.a.) şeklinde gelmiş ve Fahri âlem (s.a.v.) Efendimizin huzûrunda bulunuyordu. O zaman ..
ADAKLIK KOÇ İmam Ebû Yûsuf hazretleri’nin kâdılık yaptığı zamanlarda bir adam, tuhaf bir adakta bulunmuştu. Bu adam; “Eğer Allahü teâlâ bana bir erkek evlat ihsân ederse, boynuzu dört karış bir koç kurban edeceğim.” diye, yerine getirilmesi çok zor, belki de imkansız bir adakta bulunmuştu. Kaderin cilvesi olarak, bu adaktan bir müddet geçtikten ..
İKİ OKKA KİRAZ Yavuz Sultan Selim Hân’ın türbedârı olan zât tarafından Muzaffer Ozak (k.s.) hazretlerine anlatılan bir hadise: Benden önce türbedar olan babam, bir gün evden üzgün ayrılmış. Çünkü bana hâmile olan annem ondan kiraz istemiş “Çok olsun, şöyle iki okka!” demiş…Babam kirazın turfanda olduğu, dolayısıyla da, az bulunduğu bir mevsimde, üstelik, ..
BERATINI ALDIN MI? Abdullah-ı Rûmî (Eşrefoğlu Rûmi) hazretleri, Ebülleys-i Semerkandî Hazretlerinden naklen anlatıyor: Bir târihte Bağdât’ta, zenginler hacca gidiyorlardı. Peygamber efendimizin aşkıyla yanan bir fakîr de, o sene hacca gitmeye niyet etti ve hac kâfilesiyle yola çıktı. Kâfile hareket etmeden önce, herkes eşi-dostu ile helâllaştı. Şehir dışına çıkıldığında, zenginlerden biri bir fakîrin ..
KÖYÜN ÇOBANINDAN ESİRGENEN ZEMZEM Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerinin sofilerinden olan, merhum Mehmet Yarbay’ın (Mehmet Ildırar) Bolu’daki Abant gölü yakınında karşılaştığı bir çobanın, bizzat yaşadığı ve kendisinin anlattığı bir hadisedir: Bu kişi fakir bir kimse olup köyde çobanlık yapmaktadır. Bir gün, çobanlık yaptığı aynı köyde oturan zengin bir kişi hac görevini ifa ettikten ..
KASIMPAŞALI ARNAVUT RIDVAN Mesut Demir Hocaefendi, anlatıyor; 1980’li yıllarda, İsmailağa Cemaati ihvanlarından olan Kemal Efendi namlı hoca, Kasımpaşa’da “Cami-i Kebir” olarak bilinen camiye imam olarak tayin edilir. Oraya tayin olduktan sonra o civarda oturmakta olan halktan, “Arnavut Rıdvan” namındaki bir kabadayı şahıstan yoğun şikayette bulunurlar. Halktan yanına gelen anne ve babalar çocuklarının ..
Sultan 2.Abdülhamid zamanında yaşamış olan, Medineli Şeyh Muhammed Sadaka’nın oğlu Şeyh Abdülaziz bizzat yaşadığı bir hadiseyi anlatıyor: “Ben Suriye’de talebe idim. O bölgenin zenginlerinden biri alemlere rahmet Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimiz için mevlit okutuyordu. Mevlide biz de katıldık. Mevlitte Hz.Resulullah’ın (s.a.v) doğum anını anlatan kısım okunurken cemaat ayağa kalktı. O sırada ..
HADİS-İ ŞERİFLERİN SIHHATİ Ravda-i mutahhara harem ağalığı vazîfesini yapan Beşir Ağa, anlatır: “İstanbul’a gelmiştim. Pâdişâh Birinci Mahmûd Han, Harem-i şerîften mâlûmât almak için beni huzûruna çağırmıştı. Hâl hatır sorduktan sonra; “Haremeyn-i şerîfeynde nelere muttalî oldun?” diye suâl ettiler. Ben de gördüklerimi şöyle anlattım: “Hayretle gördüğüm hâdiselerden biri şudur: Ravda-i mutahharada (Peygamber efendimizin ..
MANEVİ BARİYER Mesut Demir Hocaefendi, anlatıyor; Mahmud Efendi (Ustaosmanoğlu) Hazretleri bir gün sohbet ederken, okumayan, ilim tahsil edemeyenlerin, hiç olmazsa sadaka-i cariye olarak bir medrese açılmasına yardımda bulunmaları hususunda tavsiye ve nasihatlarda bulunmuş. Sohbette Bayburt’lu bir işadamı da varmış. O gün bir kaç arkadaşı ile arabaya doluşup sohbete gelmişler. Mahmud Efendi ..
BİR KALIP SABUN Şah-ı Hazne olarak bilinen Ahmed Haznevî hazretleri’nin (k.s.) sabun ticareti ile uğraşan bir sofisi vardı. Eşeğine sabunları yükler köy köy dolaşır sabunları satardı. O sofi, yine bir gün sabun yüklü eşeği ile çok coşkun akan bir dereyi geçmeye çalışıyordu. Dereyi geçtikleri sırada, eşeğin ayağı bir derin çukura girdi ..
MUSİBETLE GELEN TEVBE Mesut Demir Hocaefendi, anlatıyor; İstanbul Edirnekapı’da nalbur dükkanı olan bir ihvan kardeşi, bir yaz günü, dükkanının önünü süpürmekle meşgul iken, karşıdan daracık ve gayet açık saçık kıyafetlerle bir kızın geldiğini, onun peşinden de, ona ahlak dışı kelimelerle laf atıp sözle taciz eden, iki tane genç erkeğin geldiğini görür. İçinden ..
HARAMA BAKMAMANIN MÜTHİŞ NETİCESİ Mesut Demir Hocaefendi, anlatıyor; İsmailağa Cemaati’nin ilim derslerine devam etmekte olan bir talebe, bir gün fakirlik ve maddi sıkıntı sebebiyle dersleri bırakmak zorunda kalmış. Geçimini temin edebilmek için de bulduğu inşaat işlerinde çalışmaya başlamış. İstanbul’da yevmiyeli inşaat işlerinde çalışırken, inşaatta beraber çalıştığı arkadaşları, bir gün kendilerine gelen ..
Mesut Demir Hocaefendi, Abdullah Ustaosmanoğlu’ndan naklen anlatıyor; Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi Hazretleri’nin amcasının oğlu Abdullah Ustaosmanoğlu bir gün Mahmud Efendi hazretlerini ziyaret için İskenderpaşa Camii’ne gitmek üzere , Bayrampaşa’dan arabayla yola çıkmış. Henüz Bayrampaşa’dan çıkmadan yolda bakmış ikindi namazı vakti girince, şöföre ‘Çek şu camiye namazı kılalım’ demiş ve camiye girmişler. Namazlarını orada ..
Muzaffer Ozak Hazretleri (k.s.), sahaflar çarşısındaki dükkanına gelen bir şii alim ile yaptığı münazara hatırasını anlatıyor; Vaktiyle buraya bir âyetullah (*) gelmişti, burada onunla ru’yetullah (Allah’ı görmek) hakkında münâzara yapmıştık. Onlar, itikât bakımından mu’tezilî oldukları için ru’yetullahı inkâr ederler. Bizim dükkânda oturup konuşurken, bir ara ru’yetullah mes’elesi açıldı. Biz de ..
(Bediüzzaman Saîd Nursî (k.s.) Hazretlerinin talebesi Mehmed Kırkıncı’nın anlattığı bir hac hatırası) 1988 yılında Hac ziyareti için Arabistan’da bulunuyordum.Hac vazifemi yaptıktan sonra Medine-i Münevvere’ye geçmiştim. Mescid-i Saâdet’te öğle namazını kıldıktan sonra Prof. Dr. Alaaddin Başar, Prof. Dr. Selahattin Sert ve Horasanlı Hacı Fikri Efendi ile sohbet ediyorduk. Ömer Çetinkaya bir gençle yanımıza ..
Kanser Hastalıkları Uzmanı Dr.Hâluk Nurbaki, tedavi sürecine müdahil olduğu hastalardan biriyle ilgili yaşanmış ibret verici bir hadiseyi anlatıyor; Yıl, 1976 yılıdır. Göğüs kanserine yakalanmış olan, Serap adındaki genç bir hanım tedavi için hastaneye müracaat eder. Tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, çeşitli engeller çıkar ve bu imkana kavuşamaz. Yurt dışına ..
Arapça’da “Hasan” ismi “حَسُنَ = Güzel oldu” fiilinden ve kökünden gelir. Bu hikayede, Prof.Dr.Ethem Cebecioğlu‘na, Nadir Bey isminde bir tanıdığı tarafından anlatılan, adını güzelden almış, kendisi de bütün güzellikleri ruhunda toplamış, 11-12 yaşlarında günahsız sabi bir çocuğun, yaşanmış ibret verici hayatı konu edilmektedir; Zaman, Peygamberimizin (s.a.v.) hayatını konu alan, Antony Quinn’in başrolü ..
Prof.Dr.Nihat Hatiboğlu‘nun, Ankara’nın Çamlıdere ilçesinde bulunan Ali Semerkandî hazretlerinin türbesine, düzenli olarak yaptığı ziyaretlerinden birinde tanıştığı bir mezarcının, başından geçen ibretlik bir hadise: Çamlıdere’de otuz yıldır mezarcılık yapan o adam, beton ve mermerini yapmak üzere bir mezarı kazdığında , kocaman bir yılana rastlıyor. Bu yılanın, mezarın tahtaları arasından girmeye çalışırken sıkışıp kaldığını ve ..
Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden olan Hüsrev Altınbaşak’ı Afyon Hapishanesinde azılı suçlu ve katillerin olduğu koğuşa koymuşlar. Maksatları da, bu cani ve azılı suçluların içinde bir kavga çıkıp bunu öldürsünler şeklindedir. İçeride en az cezası 50 sene olan 60 civarı mahkum varmış. Hüsrev Efendi koğuşun kapısından ilk defa içeri girince içerdekilere selam vermiş. Fakat ..
BAKKALDAN ALINAN İÇKİ ŞİŞELERİ Mehmet Yarbay olarak bilinen Mehmet ILDIRAR’ın sohbet kaydında, H.A. isimli bir sofi, bizzat kendisinin yaşadığı hadiseyi anlatıyor: Bu sofi memleketi olan Antep’ten çalışmak üzere 1969 yılında Almanya’ya gider. Daha önce içki kullanma alışkanlığı olmamasına rağmen, orada tanıdığı arkadaş çevresi vasıtasıyla tam bir içki müptelası olur. Bir ..
Bediüzzaman Said Nursî (k.s.) hazretlerine ve daha sonra Seyyid Abdülhakim Hüseynî (k.s.) hazretlerine talebelik yapmış olan, Burdur Bucak’lı Molla Hafız İbrahim KUTSAL, hizmetlerle dolu bir ömürden sonra, Ramazan Bayramı’nın 2.günü gecesi 25 Mayıs 2020 günü hakkın rahmetine kavuşmuştur. Kendisinin, Bediüzzaman hazretlerini ziyareti , talebeliği ve daha sonra Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerine talebe ..
Dr.Ahmet Çağıl, Kayseri’li bir Menzil sofisinden naklen anlatıyor: Bu sofi, İstanbul’da Yedikule’de bir öğrenci yurdunda kalırken sohbetlere katılmak üzere yakındaki bir sohbet evine devam ediyormuş. Bu sohbet evine gittiği bir gün oraya birini getirmişler. Gelen adam, serseri , perişan kılıklı, üstü başı, saçları,tırnakları, kir ve pislik içinde, yüzüne bile bakılamayacak derecede, karanlık ..
Gavs Seyyid Abdülhakim Hüseynî hazretlerinin talebesi olan, onun vefatıyla, Muhammed Raşid Hazretlerinin, onun vefatı üzerine de Gavs-ı Sanî Hazretlerin talebesi iken, 2013 yılında vefat eden merhum Dr. Ahmet Çağıl, bir sofiden naklen anlatıyor; Mesleği avukat olan bu sofi, bir gün Almanya’da oturan kayınpederini ziyarete gitmiş. Ziyaret sırasında Kayınpederi, kendisinin ortağı olan birinin ..
Yıl 1999 yılıdır. İzmir’den Süleyman isimli bir hoca görevli olarak annesiyle birlikte hacca gider. Medine’de Ravza-i Mutahhara’yı ziyarette bulundukları bir akşam ziyaret çıkışında o kalabalık içinde aniden kavgaya benzer bir karışıklık çıktığını görür. Merakla gidip baktığında uzun boylu sarışın bir gencin başına görevliler toplanmış, bir doktor tarafından tıbbi müdahale yapıldığını, fakat müdahaleye ..
Devir, Çanakkale Savaşları devam ettiği bir zamandır. Bu savaştaki vazifeliler içinde, Yarbay Hasan Bey isminde bir subay vardır. Yarbay Hasan Bey komutasındaki 17. piyade alayı Eceabat üzerinden geçip Havuzlar mevkiinde konaklamayı plânlamıştır.. Yorgun bir şekilde Kilitbahir’e gelinir. Kalbi engin bir şefkat ve merhametle dolu olan Yarbay Hasan Bey, bir gün Kilitbahir köyünden geçerken yaralı bir ..
Muzaffer Ozak Efendi Hazretleri, vaktiyle Londra’da diplomat olarak vazîfe yapmış olan Enis Akaygen Bey’in şâhid olduğu ibretlik bir hâdiseyi ondan naklen anlatıyor: Merhûm Enis Akaygen Bey, Londra’da diplomat olarak vazîfe yaptığı günlerde, bir gün hem ibâdet hem de yeni gelen müslümanları ziyâret maksadıyla, orada bulunan müslümanların toplandıkları ve ibâdet ettikleri yani bir ..
BİR TAŞIN ESRARENGİZ YOLCULUĞU Vaktiyle Trabzon’da bir tüccar varmış. Bu adam parayı çok sever, paracıklarına hiç kıyamaz, ne kendi yer, ne de başkasına yedirir, paraları habire istifler dururmuş. Bir gece rüyâsında ona demişler ki “Topladığın paraları yiyemeyeceksin, onları İskenderiye’de Hacı Mehmed Efendi nâmında birisi yiyecek”. Adam sabah kalkmış, canı bu rüyâya çok ..
AŞIKLAR ÖLMEZ! Muzaffer Ozak Efendi (k.s.) hazretleri anlatıyor; Şehzâdebaşındaki Ferah Tiyatrosunun arkasındaki konakta, Viyana Sefîri Gâlip Paşa‘nın kerîme-i muhteremesi Güzin Hanımefendi’nin dadısı “Tarîkat-i Aliyye-i Kâdiriyye”den siyâhî ve âşıka bir hâtûn olan Zeynep Hanım vardı. Zeynep Hanım, vaktiyle köle olarak getirilmiş, Gâlip Paşa tarafından satın alınmış ve yıllarca konakta hizmet etmişti. Güzin Hanım dünyaya ..
Muzaffer Ozak Efendi (k.s.) hazretleri anlatıyor; Yirmi üç yıl kadar önce Süleymâniye semtinde oturuyor ve Vezneciler Câmi-i şerîfinde de imâmlık yapıyordum. Birgün, akşam namazını kıldırıp eve geldim. Yemekten sonra, yatsı namazına gitmek için evden çıkınca ezân-ı Muhammedî okunmağa başlamıştı. Evimle, vazîfe gördüğüm câmi-i şerîfin arası hayli uzaktı. Namaza ve cemaate yetişebilmek ..
SİGARA İÇENDEN EVLİYA OLUR MU? Muzaffer Ozak Efendi (k.s.) hazretleri anlatıyor: Süleymâniye câmi-i şerîfinde, uzun yıllar fahriyyen imâmlık yapmak şeref ve bahtiyarlığına mazhar olmuştum. O günlerden birisinde, bir sabah namazından sonra, câmi-i şerîfin karşısındaki Ali Efendi’nin kahvehanesinde, dîni konular üzerinde sohbet ediyorduk. Meclisimizde, Hâfız Alâeddin Efendi, Hacı Nazif Çelebi, Süleymâniye câmi-i şerîfi birinci ..
Muzaffer Ozak (k.s.) Hazretlerinin bir hocasının ağlayarak anlattığı hâtırası: Gençliğimde, bir ramazan ayında, köylü kardeşlerimi irşâd niyetiyle Manastır Vilâyeti’nin Ohri kasabasına cerre (*) gitmiştim. Câmideki derslerimde “Bismillahirrahmânirrahîm” kelime-i tayyibesinin fazîletinden, ehemmiyyetinden, esrâr ve havâssından bahsediyordum. Besmele hakkındaki derslerim üç gün sürmüştü. O dersler bittikten sonra bir gün bir Arnavut köylüsü ..
ALLAH’IN TAKSİMİNE RAZI OLMAK!… Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s) hazretlerinin Sadi Özayan isimli talebesinin anlattığı bir hatırası: Refîkam hanımefendi, babasının vefatı üzerine ondan kalan mirası (kız kardeşe erkek kardeşin yarısı şeklinde olan şeriatın ölçüsüne aykırı olarak) erkek kardeşiyle eşit paylaşmakta diretiyordu. “Bu bana kanunun verdiği bir haktır. Kesinlikle başka laf kulağıma girmez” ..
Akra FM Radyosu’nun kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenmiş olan bu güzel toplantıda olmaktan, şu anda büyük bir şeref ve mutluluk duyuyorum. Hepinizi en derin sevgiler ve saygılarla selâmlıyorum. Merhum Mehmed Zâhid Kotku Hocaefendi Hazretleri’ni tanımak şerefine eren kişilerdenim. Kendilerini İskenderpaşa Camisi’ndeki kendilerine mahsus yerde, zaman zaman ziyaret ederek, kendileriyle çok yararlı görüşmelerim olmuştur. ..
TEYEMMÜM NASIL YAPILIR Seyyid Abdülhakîm Arvasi hazretlerinin talebelerinden diş hekimi emekli albay Sabri Bey anlatır: Abdülhakîm Efendi, arada bir bana, teyemmüm nasıl yapılır diye göstererek öğretirdi. Kendi kendime, şimdi su olmayan yer yok, acaba neden bu kadar teyemmüm üzerinde duruyor derdim. Vefâtından otuz sene sonra, ellerimde yara çıktı. Hatta bir başparmağımı ..
FİLAN MEVZİLERİ DE BOMBALA 1974 Kıbrıs harekâtından sonra Van’ın Hoşab (Güzelsu) kazâsına âilesi ile birlikte bir hava binbaşısı gelip Seyyid Abdurrahmân Arvâsî hazretlerinin kabrini sordu. Kabrin bulunduğu yere varıp, orada bir koç kesip fakirlere, şeker alıp çocuklara dağıttı. Kendisine bu yaptıklarının ve ziyâretinin sebebi sorulunca, şöyle anlattı: Kıbrıs harekâtı sırasında adanın ..
HIRKADAKİ ALTINLAR Bir gün Abdülkâdir Geylânî hazretlerine; “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular. Buyurdu ki: “Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım. Aslâ yalan söylemedim. Yalanı kâğıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim. İçim ile dışımı bir ..
AŞK ŞARABI Molla Ahmed Cezeri Hazretleri Medresede talebe iken bir cuma günü hastalanır ve bir medrese odasında hasta yatar. O gün diğer talebeler kıra çıkarlar o ise yalnız başına odasında yatmaktadır. Rüyasında Peygamber Efendimizi (a.s) etrafında büyük bir kalabalık toplanmış olarak görür. Geriden seyre dalar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) elindeki kaptan bir bardağa içecek ..
HAKARETLERİN CEVABI Bir kimse Ahmed Rıfâî hazretlerini çekemez, onu hep kötüler, aleyhinde konuşurdu. Onun yüksek hallerini inkâr eder, hiçbirini kabûl etmezdi. Ahmed Rıfâî hazretlerinin talebelerinden kimi görse, önceden hazırladığı mektubu eline verip, hocasına götürmesini tenbih ederdi. Ahmed Rıfâî hazretleri de mektubu açınca, “Ey Mülhid, ey bid’atçı, ey zındık… gibi çok çirkin şeylerin yazılı olduğunu ..
GÜNAHKAR KADINI NEDEN KOVDUN? İsrailoğullarına mensup bir kadın Musa (a.s)’a gelerek şöyle der: -Ey Allah’ın Resûlü! Büyük bir günah işledim, fakat tevbe ederek Allah’a yöneldim. Benim için Allah’a dua et de, günahımı bağışlasın ve tevbemi kabul buyursun! Musa (a.s) kadına sorar: -İşlediğin günah nedir? Kadın: -Zina ettim ve ..