OSMAN NURÎ BAĞDADÎ HZ.-HATIRALAR (ERZURUM)

  MENKIBELER/HATIRALAR

 

FAKİR AİLEYE ACİL YARDIM

    Erzurum şehir merkezinde, iki oğullarını vatana şehit olarak vermiş, gariban bir aile yaşamaktadır. Halil ismindeki yaşlı adam ile hanımı evde yalnız yaşamaktadır. O günlerde ülkenin genelinde insanlar, her evden bir veya iki şehit  vermenin acısına ilaveten, açlık, yoksulluk, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmektedirler. kara kış ve soğuklar da dayanılamaz boyutlardadır. İki metrenin üzerinde kar yağmıştır. Halk yakacak bulmakta da zorluk çekmektedir.

    Halil Efendi’nin evinde de yukarıda zikredilen acılar ve yokluklar derinden yaşanmaktadır. Ayrıca, ikisi de verem hastasıdır. Fakat imanı ve ihlâsı gereği kaderine razı olmuş Hakk’a şükrederek yaşamaya devam etmektedirler.

    Bir gün, Halil Efendi’nin evinde son olarak iki gün yetecek kadar bulgur, bir hafta yetecek kadar da, unları kalmıştır. Yemeğe katacak yağ bulunmadığı için, bulguru haşlayıp yemekten vücutları da halsiz ve bitap düşerler.

    Evin hanımı Halil Efendi’ye üzüntüyle şöyle der:

    -“Halil evde yiyecek bitmek üzere. Kimseden ödünç alacak durumumuz da yok. Çünkü konu komşu da, bizim gibi perişan durumda. Sen has bir kulsun, dua et çektiğimiz bu ızdıraplar ve çileler son bulsun. Yüce Yaradan her ikimizin de, ruhunu aynı gün alsın kurtulalım. Sen benden, ben senden geriye kalmayayım. Çünkü geriye kalan, daha da perişan olur!” 

    Arkasından ikisi de ağlamaya başlamışlardır. O esnada, Şeyh Osman Nuri Efendi Hazretleri çarşıda Halil Efendi’nin evinin yakınında bulunmaktadır. Bu ahu figan manen kendisine  ulaşmıştır. O anda, yanında bulunan emir eri Ömer’e:

    -“Ömer, oğul şu an iki şehidin ana ve babası çok zor durumdalar. Canlarını alması için Hakk’a niyaz etmekteler.” diye buyurduktan sonra, acele ile yürümelerini emretmiştir.

    Efendi Hazretleri, hemen bir tüccarın dükkânına gitmiş; bir eve uzun süre yetecek gıda maddesi ve temizlik malzemesi ile diğer dükkandan da giyecek aldıktan sonra, hamallarla o garibanların evinin önüne taşıttırır. Onları teslim etmek üzere kapıyı çaldıklarında,  Halil Efendi ve eşi beraber kapıyı açmışlar.

    Karşılarında bir osmanlı subayı, bir er ve dört tane hamalı gören karı koca şaşkınlık içinde, Şeyh Osman Efendi’nin yüzüne baklar. Efendi Hazretleri onlara:

    -“Halil!, beni size, canınızı alması için biraz önce niyaz ettiğiniz Allah (cc) gönderdi.  Bunlar da evinizin ve sizin ihtiyaç maddeleri…” , dedikten sonra,

    Halil Efendi, “Kumandan, bizim paramız yok nasıl öderiz bunların parasını” deyince Efendi hazretleri, “Anlamadınız galiba. Bunları Yüce Allah size gönderdi. Ben aracıyım ve sizin kimseye borcunuz yok”, diyerek onların içini rahatlatır.

    Efendi Hazretleri daha sonra, ayaküstü onlara şehit oğullarının manevi durumları hakkında haberler verip, ailenin geçmişte yaşadıkları bazı hadiseler hakkında, gözüyle görmüş gibi anlatınca, ev sahibi karı koca onun keşif keramet sahibi bir evliya zat olduğunu idrak ederler.

    Ayrıca onlara; Şehit olan çocuklarını mahşer günü rahat rahat görmeleri için, Mevla’nın kendilerine biraz çile ve hastalık verdiğini, kendilerinin de, buna şükredip sabretmelerini tavsiye eder. Üzerlerindeki hastalıktan, şifa bulacakları müjdesini verdikten sonra,  biraz önce ettikleri dualarını Allah’ın (cc) kabul buyurduğunu, beş yıl ömürleri olduğunu, aynı gün vefat edeceklerini, söyledikten sonra da müsaade alarak evden ayrılır. Ertesi gün, emir eri Ömer ile ilaç ve yakacak malzemeleri gönderir.

 

*****

 YERE DÜŞEN HEYBE

    Osmanlı Devleti, savaşlardan ve yokluktan artık bitme noktasına gelmiştir. Öyle ki, bir ara, Devlet askerine maaş ödeyemeyecek duruma düştüğünden, maaş yerin o ay subaylarına çay, şeker, kahve dağıtılmıştır.

    Osman Nuri Bağdadi Hazretleri’ne maaş olarak verilenler de, iki okka (1 okka=1,28 kg) kahve, iki okka çay ve beş okka da şekerdir. 

    Rus ordusu ile kıran kırana harbedilen bir gün, ordumuz askeri taktik gereği geri çekilirken, Rus ordusu da, ardı sıra ordumuzu takip etmektedir. Efendi hazretlerinin emir eri olan, Amasyalı Ömer’in atının terkisindeki bir heybenin içinde, yukarıda anlatılan çay şeker kahveler bulunmaktadır.  Nasıl olduysa, o heybe atın sırtından kayarak yere düşer.  Heybe Ruslar’la Ömer’in arasında yerde durmaktadır.

    Rus askerleri atlarının dizginini çekerek durdururlar. Bu arada, Efendi Hazretleri Ömer’in durduğunu görünce, o da durmuştur. Ruslar, gelin heybeyi alın diye elleriyle işaret ederler. O anda, Ömer Efendisine;

    -“Efendi, sen çayı çok seviyorsun, bu heybede bulunun çay ve şekerden başka çayımız yok. Bana bir nazar eyle, ben bunu bu Rus zındıklarına yedirmem!”, demesiyle heybeye doğru atını hızla sürer.

    Efendi Hazretleri, “Ömer yapma!..” diye seslenmişse de, Ömer dinlememiştir. Ömer heybeyi alana kadar Ruslar ateş etmemiştir. Fakat, atının üstünden heybeye eğilince, yüzlerce Rus askeri ona hep beraber kurşun yağdırmaya başlarlar. Fakat kurşunların hepsi Ömer’e de, atına da, değmesine rağmen vücutlarına bir zarar vermez.

    Heybeyi kapan Ömer, hızla Efendi hazretlerine doğru atını sürer ve yüksek sesle:

    –“Senin sayende. Aslan’ın payını köpeklere yedireceğime, bu canı feda ederim, Efendim.”, diye nara atar.

    Ruslar, gözleri önünde cereyan eden bu olağanüstü hadise karşısında hayretten donakalırlar.  O gü Rus ordusundan çok sayıda asker esir alınır ve bir çoğu da öldürülür. Esir alınan askerler, Ömer’e bu kurşunların nasıl geçmediğini merak edip sorarlar. Efendi hazretleri de, Ruslar’a Rusça izah etmeye çalışır.  Ama bu manevi hadiseyi anlamaları pek mümkün olmaz.

    Efendi Hazretleri, işin manevi tarafını şöyle açıklamıştır;

    –“Manen İmam Ali (k.v.) de, bizimle birlikte harbediyordu. Ömer’le birlikte o da, heybeye yönelmiş ve Ömer’in üstüne elini koymuştur. Ömer’e ve atına Rus kurşunlarının geçmesine mani olmuştur.”

 

*****

 

ŞAMPİYON GÜREŞÇİNİN HAZİN SONU 

   Şeyh Osman Nuri Bağdadi Hazretleri bir Osmanlı subayı olarak Erzurum’da Ruslarla yapılan harpte cephede savaşmaktadır. Bir gün, harp esnasında karşılıklı anlaşmayla geçici olarak ateşkes yapılır. Ateşkes sırasında Rus tarafından bir pehlivan güreşi yapılması teklifi gelir. Bu teklif kabul edilir ve pehlivan geçmişi olan iki müslüman asker bulunup güreş için hazırlanır.

    Meğerse Rusların ordusunda Dünya şampiyonu bir güreşçi asker varmış buna güvenip, onun alacağı galibiyetle müslüman askerleri moral bozukluğuna uğratmayı düşünmektedirler. Güreş teklifini kabul eden kumandan Rus güreşçinin dünya şampiyonu olduğunu bilmemektedir.

   Birinci gün yapılan güreşte, zaten günlerden beri soğuktan ve açlıktan perişan haldeki ordumuz içinden seçilen birinci askerimiz Ruslar’ın o çok ünlü insan azmanı pehlivanı karşısında bir varlık gösteremez, yenilir ve ağır şekilde yaralanır.

   Ertesi günde diğer askerimiz aynı akıbete uğrar.  Rus kumandan’ın yapmış olduğu plan tutmuştur. Hem Kumandan’ların hem de askerlerimizin morali bozulmuştur. Cephe komutanı Paşa da , bu olaya o kadar müteessir olmuştur ki küffara yenilmek, Paşa’nın onurunun kırılmasına, ağlamasına vesile olmuştur.

  Bu üzücü hadiseler üzerine, Osman Nuri Bağdadi Hazretleri, cephe komutanı olan Paşayla görüşerek, o Rus güreşçi ile güreşmek istediğini bildirmiştir. Paşa hazretleri onun subay göreviyle çok önemli bir vazifesi olduğunu, ve onun pehlivan olduğuna dair bilgisi olmadığından önce bu talebi kabul etmemiş. Fakat, Osman Nuri Bağdadi Hazretleri’nin gençliğinde bir dönem güreşle uğraştığı hasebiyle, bu güreşi kazanacağı hususunda ısrarlı konuşmaları üzerine onun güreşmesine izin verir.

   Bunun üzerine üçüncü bir güreş daha ayarlanır. Yapılan bu güreşte Osman Nuri Bağdadi Hazretleri kısa süre sonra Rus pehlivanı alt eder; son hamlesinde de Rus pehlivanın boynunun kırılmasına sebep olur. Bu şekilde güreş sona erer ve Ruslar pehlivanlarını revire kaldırırlar. İki gün sonrada Rus pehlivanın ölüm haberi gelmiştir.

   Cephe komutanı olan Paşayı çok sevindiren bu müthiş galibiyet, cephede olan Osmanlı askerleri ve diğer kumandanlarımız üzerinde de büyük moral kaynağı olmuş ve maneviyatlarının yükselmesine sebep olmuştur.

 

 

 

 

 

(Kaynak:bagdattanyozgata.org
Resimler:)

 

 

 

 

 

 

Sayfalar: 1 2 3

YORUM YAP