EVLİYA VE ALİMLERİN SABIR KONUSUNDAKİ SÖZLERİ

  BÜYÜKLERDEN SÖZLER
 
 
“Kişi , başına gelen ilahi takdiri hoş karşılarsa sevap kazanır, hoş karşılamazsa sevaptan mahrum kalır.”
HAZRETİ ALİ (K.V.) (Kayn.:Hayatu’s-Sahabe)
 
 
“Birinizin ağzına köz alarak sönünceye kadar ağzında tutması, Allah’ın kaza ettiği bir iş için : “Keşke bu olmasaydı” demesinden daha iyidir.”
ABDULLAH BİN MES’UD (R.A) –
(Kayn.:Hayatu’s-Sahabe)
 
 
“İnsanlardan gelen sıkıntılara katlanmak, Allahü teâlânın beğendiği, Resûlullah’ın sevdiği ve büyük evliyânın özendiği bir ahlâktır.”
MEVLÂNÂ HÂLİD-İ BAĞDÂDÎ-
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Rızâ sâhiblerine, belâlar musîbet değildir. Onlar belâları beğenmemezlik etmezler. Çünkü, belâları veren yine Allahü teâladır.”
MUHAMMED BÂKÎ-BİLLAH
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Sabrın alâmeti şikâyeti terk, musîbet ve sıkıntıları gizlemektir.”
ABDULLAH HARRÂZ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bütün işlerin netîcesinin sıhhatli ve faydalı olabilmesi için iki şart vardır: Sabır ve ihlâs.”
ABDULLAH BİN MUHAMMED MÜRTEİŞ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“İnsanlarda riyânın karışamıyacağı, anlaşılabilir tek vasıf sabırdır. Sabır musîbet geldiği an (ilk anda) hiç şikâyet edilmeden sîneye çekebilme hâlidir. Şâyet o kimse ilk anda feverân eder de sonra sîneye çekerse, ona sabırlı değil tahammüllü insan denir.”
ABDÜLAZÎZ BEKKİNE
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Nefse, Allahü teâlânın kazâ ve kaderine rızâ göstermek kadar zor gelen bir şey yoktur. Çünkü, kadere râzı olmak, Allahü teâlânın hükmüne boyun eğmek, nefsin isteklerine zıttır. Nefs bunları istemez. Saâdete kavuşmak, nefsin rızâsını terk edip, Allahü teâlânın rızâsına koşmakla mümkündür. Saâdete kavuşanlara müjdeler olsun.”
SEYYİD AHMED RIFÂÎ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bir söze sabretmeyen çok söz işitir.”
AHNEF BİN KAYS
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bir sıkıntımı ve başıma gelen bir musîbeti, gözleri görmeyen âmâ birisine şikâyet ettim. Bu durumu ona sitem ettim. Bunun üzerine beni üç defâ susturdu. Dedi ki: “Ey Ahnef bin Kays! Başına gelen musîbeti hiçbir kula şikâyet etme. Çünkü şikâyet ettiğin kişi, bunu söylemekle kendisini üzeceğin bir dost veya kendisini sevindireceğin bir düşmanın olabilir.”
AHNEF BİN KAYS (Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bir dünyevî râhat ve cismânî lezzete, bir de uhrevî rahat ve rûhânî lezzete dayanan iki türlü hayat tarzı vardır. Birincisi ikinciye bakarak değersiz ve geçicidir. Şu halde ona iltifât etme. Esâsen peygamberlere, velîlere, halîfelere rahat değil, cefâlar ve müşkiller lâyıktır.” >br/>AKŞEMSEDDİN(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Velî, insanlardan gelen sıkıntılara katlanıp, tahammül eden kimsedir. Sıkıntıları göğüsler, belâlar yüzünden şikâyetçi olmaz ve adâvet beslemez, düşmanlık tavrı takınmaz. O, toprak gibidir. Toprağa her türlü kötü şey atılır. Fakat topraktan hep güzel şeyler biter.”
AKŞEMSEDDİN
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Kişi, dînindeki sebâtına göre belâya (imtihâna) mübtelâ olur. Âfiyet, kıymetini bilmeyen kimse için derd gibidir. Belâ, kadrini bilen için devâ gibidir. Belânın, insanın Rabbine dönmesini sağlayan sıkıntıların kadrini bilen, Hakkı gerçekten sevenlerdendir.”
AKŞEMSEDDİN
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Kişinin kadrinin ve kıymetinin varlığı, mihnetlere, belâ ve musîbetlere sıkıntılara sabretmesiyle ortaya çıkar. Bu mihnet, dünyâlığın olmaması veya eksilmesi, elden çıkması ile olur. Sabredenlerin, sabırdaki sebatları sebebiyle iyilikleri; yâni sabır, tevekkül, kanâat ve hilm, yumuşaklık gibi güzel hasletleri artar. Böylece olgunlaşan insanın kalb aynasındaki kirler, cevherin hâlis hâle getirilmesi gibi temizlenir. Belâ günlerinde, belâ geldiğinde Eyyûb aleyhisselâmın kulluğu iyi bir kulluktur.”
AKŞEMSEDDİN
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Aklın âfeti, devamlı ve lüzumsuz çekişme yapmasıdır. Îmânın âfeti, inkârdır. Amelin âfeti, tembelliktir. İlmin âfeti, iddiâ sâhibi olmaktır. Sevginin âfeti, şehvet yolunu tutmasıdır. Tevâzûnun âfeti, tahkîr olunacak derecede kendini aşağı tutmaktır. Sabrın âfeti, Allahü teâlâdan başkasına şikâyette bulunmaktır. Zenginliğin âfeti, hırsdır. Azizliğin, büyüklüğün âfeti, böbürlenmektir. Cömertliğin âfeti, israftır. Arkadaşlığın âfeti kavgadır. Anlayışın âfeti, münâkaşadır. Allahü teâlâya duâ etmenin âfeti, baş olmaya meyilli olmaktır. Zulmün âfeti, yayılmasıdır. Adâletin âfeti, intikam hâlini almasıdır. Hürriyetin âfeti, sınırları aşmaktır.”
ALİ HAVÂS BERLİSÎ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Dervişliği seçenler, Allahü teâlâya götüren yolda denenirler, imtihan edilirler. Başkalarından gelen sıkıntılara karşı sâkin ve sabırlı olmak yetmez. Aynı zamanda onlara gül demeti sunabilmelidir.”
BEHÂEDDÎN ZEKERİYYÂ (Muhammed bin Kutbüddîn)
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Sabır susmaktır. Susmak sabırdandır. Konuşan, susandan daha fazla verâ sâhibi olamaz. Şu var ki, âlim kişi bir yerde konuşur bir yerde susar.”
BİŞR-İ HÂFÎ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Sabır güzeldir. Bu ise, insanlara şikâyette bulunmamaktır.”
BİŞR-İ HÂFÎ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Makâmların en yükseği, ölünceye kadar fakirliğe sabretmektir.”
>BİŞR-İ HÂFÎ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Musîbet zamânında dizini döven, sevâbından mahrûm olur. Allahü teâlâ sabrı, musîbet mikdârınca indirir.”
CÂFER-İ SÂDIK
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
Kimde şu dört haslet bulunursa, bu hasletler o kimseyi yüksek derecelere kavuşturur. Hem Allahü teâlânın katında, hem de insanlar yanında kıymeti çok olur;
1. Hilm (yumuşaklık ve sabır) sâhibi olmak,
2. İlim sâhibi olmak,
3. Cömert olmak,
4. Güzel ahlâk sâhibi olmak.
Yine dört haslet vardır ki, bu hasletler de sâhibini en aşağı derecelere düşürür. Allahü teâlâ katında ve insanların yanında sevilmeyen birisi olur;
1. Kibir büyüklenme ,
2. Ucb (amellerini beğenmek),
3. Cimrilik,
4. Kötü ahlâk.”
CÜNEYD-İ BAĞDÂDÎ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Sabır, yüzü ekşitmeden, acıyı yudum yudum içine sindirmektir.”
CÜNEYD-İ BAĞDÂDÎ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Şikâyet yollu olmaksızın başa gelen musîbetleri açıklamak sabırsızlık olmaz. Allahü teâlâ, Eyyûb aleyhisselâm kıssasında; “Biz onu sabırlı bulduk, o ne güzel bir kuldur.” buyurmuştur. Halbuki O, Eyyûb aleyhisselâmın; “Başıma bu dert geldi.” (Enbiyâ sûresi: 83) dediğini haber vermiştir. Bu ümmetin zayıfları(ruhsatla, izin verilen şeylerle amel ederek sıkışık kalmasınlar ve) nefes alsınlar diye Allahü teâlâ, Eyyûb aleyhisselâmın; “Başıma bu dert geldi.” dediğini bildirmiş ve böyle şeyler söylemeyi haram kılmamıştır.”
EBÛ ALİ DEKKÂK (
Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“İnsanların en hayırlısı, haklı olsa bile, karşısındakine sen haklısın diyebilendir.”
EBÛ BEKR TAMİSTÂNÎ
(
Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Müminin ahlâkı, zenginlikte iktisâd, genişlikte şükür, belâ ve musîbet zamânında sabırdır.”
HASAN-I BASRÎ
(
Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Belâlara sabır, yiğit kişilerin Allah’tan gelen her şeye rızâ göstermek ise, kerem sâhiplerinin (evliyânın) ahlâkıdır.”
HAYR-ÜN-NESSÂC
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Sabır, musîbetler içindeyken bile edebe riâyet etmektir.”
İBN-İ ATÂ (Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Hanımının eziyet ve sıkıntı vermesine sabreden kimseye, Allahü teâlâ, Eyyûb aleyhisselâma verilen sevaptan verir.”
KA’B-ÜL-AHBÂR
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bir kimse başına gelen dünyevî musîbetlerden dolayı sızlanırsa, musîbet îmânına intikâl eder.”
MANSÛR BİN AMMÂR
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bir kimsenin başına musîbet gelirse, şükretmesi gerekir. Sabır ile şükür, insanın kemâlinin alâmetidir. Îmân iki parçadır. Yarısı sabır, yarısı şükürdür.”
SAFİYYÜDDÎN ERDEBİLÎ
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bir kimse, kendisine bir belâ geldiğinde sabreder, Allahü teâlânın takdirine râzı olursa onun işi tamamdır. O kemâl mertebesini bulmuştur.”
SÜFYÂN BİN UYEYNE
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Her şey, önce küçük olarak ortaya çıkar, fakat sonra büyür. Musîbet ise, insana önce büyük ve ağır gelir, sonra küçülür, hafifler.”
VEHB BİN MÜNEBBİH
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
 
 
 
 

YORUM YAP