SÖZÜNDE DURMAYAN ŞÖFÖR

 

 

SÖZÜNDE DURMAYAN ŞÖFÖR

    İsmailağa Camiasından Abdülkerim Tatlıkabak Hocaefendi, bir hatırasını şöyle anlatıyor;

    Abdülkerim Hocaefendi, Kurban Bayramı münasebetiyle, Mersin’de bulunan annesini ziyaret etmek üzere İstanbul’dan bir otobüse binmişti. Otobüs henüz hareket etmemişti, fakat namaz vaktine 5-10 dakika gibi bir zaman kalmıştı.

    Abdülkerim Hocaefendi, şöförün yanına giderek, namaza 5-10 dakika gibi az bir zaman kaldığını ifade edip ‘Namazı kılıp mı geleyim, yoksa yolda durur musunuz?’, diye sordu. Otobüs şöförü, gayet inandırıcı bir şekilde; “Dururum tabi, ne demek!” diyerek söz verdi.

    Fakat otobüs yola çıkınca, şöför bir türlü durmak istemedi. Git gide namazı kılmak için zaman sıkışmaya başladı. Abdülkerim Hocaefendi, şoföre gidip durması için ikazda bulundu, şöför ise, ileride duracağını söyleyerek onu gönderdi. Fakat yine durmayıp yoluna devam ediyordu. Abdülkerim Hocaefendi, namazın vaktinin çıkmasına 10 dakika kalınca, tekrar gitti ve durması için ikaz etti.

    Şöför ise, bu sefer Abdülkerim Hocaefendi’ye kızarak: “Yahu otur arabada kıl!” diye azarladı. Bunun üzerine Abdülkerim Hocaefendi, şoföre; “Abi! Sen demedin mi ben duracağım… Bir de bana kızdın. Seni Allah’a havale ettim!” diyerek gitti yerine oturdu ve namazını koltukta kılmak zorunda kaldı.

     Nitekim biraz gittikten sonra, otobüs bir sağa bir sola savrulmaya başladı. İnsanlar korkudan, bazıları bağırıyor, bazıları ‘Allaaah!’ diyor, bazıları da kelime-i şehadet söylemeye başlamışlardı. Otobüs bu savrulmalardan sonra, nihayet devrilmeden durabildi. İnsanlar panikle kendilerini aşağı attılar. En son inen de Abdülkerim Hoca idi. Şöför ona manalı manalı baktı fakat bir şey demedi.

    Meğerse, bir yük kamyonunun yükünün bağları çözülüp yükü yola dökülmüş. Sisli havada o kamyondan dökülen yüklere çarpmışlar. Bu kaza yaşanınca, firma tarafından başka bir otobüs yönlendirildi. Yolcular o otobüse aktarılıp yola devam edildi. Yola çıkıldı, şöför yine aynı şöfördü ama, kaptandan Abdülkerim Hoca’ya bu sefer, özel kahveler gelmeye başladı. Hatta, bir ara uykuya dalan Abdülkerim Hoca’yı uyandırdılar ve teheccüd namazı kılması için ona özel “teheccüd molası” bile verdiler. Sabah Namazı için de, nerede duralım diye gelip ona sordular.

 

 

(Kaynak:youtube.com/shorts/sMIsWd8_JUM)

 

 

 

 

YORUM YAP