KUMAŞ HIRSIZI
Bediüzzaman Saîd Nursî hazretlerinin talebelerinden Ali İhsan Tola, anlatıyor:
Ali İhsan Bey, bir gün Risale-i Nur sohbeti yaparken, Adliye’de vazifeli olan hakimler gelmişlerdi. Hakimler, Ali İhsan Bey’e, kendilerinin dünyevî kanunlar ile muhakeme yaptıkları için İslamî hükümlere ters düştüklerini söylediler.
Ali İhsan Bey de, onlara, kendilerinin ölçü ve tartı vazifesinde olduklarını hatırlatıp, haklı ve haksız meselesine çok dikkat etmelerini tavsiye etti. Allah’ın Şeriat-ı Fıtriyesi’nden ise, suçlu suçunu saklasa bile, hiç kimsenin yakasını kurtaramayacağını söyledi.
O sıralarda, kapı çalındı ve içeri İzmir tarafından gelen, kolu kesik bir adam girmişti. Ali İhsan Bey, o anda yaptığı sohbetle doğrudan bağlantı kurarak, orada bulunan Hakimlere, “Buyurun, bu misafire kolunun niye koptuğunu siz sorun!”, dedi.
Hakimler de bunun üzerine, o kolu kesik adama, kolunun neden kesik olduğunun hikayesini anlatmasını istediler. Adam da anlatmaya başladı.
Meğerse, kolu kesik adam, kumaş fabrikasında işçi olarak çalışmakta iken, imalatı yapılan çok kıymetli kumaşlardan defolu olanların ayrılarak, düşük bir fiyata satıldığını görünce, aklına şeytani bir plan gelmiş. Bu plana göre, hiçbir defosu olmayan sağlam kumaşların bir kısmına yağ bulaştırıp, defolu olarak ayrılmasını sağlayacak ve sonra da o kumaşları kendisi satın alacaktır.
Bu planını uygulayıp kumaşlara yağ damlatmaya ve onları ıskartaya çıkarttırmaya başlamış. Böyle devam ederken bir gün, kolunu fabrikadaki bir makineye kaptırmış ve kolundan olmuş.
Ali İhsan Bey, adamı dinledikten sonra, hakimlere, “Buyurun bir şüpheniz kaldı mı?”, diye söyledi. Hakimler de, ikna olduklarını söylediler.

(Kayn.:Ağabeyler Anlatıyor-1)