İNÖNÜ DEVRİ ZULÜMLERİNDEN BİR HATIRA

Süleyman Hilmi Tunahan (1888-1959)

 

İNÖNÜ DEVRİ ZULÜMLERİNDEN BİR HATIRA

    Bayburtlu Dede Paşa (k.s.) Hazretleri’nin torunu İbrahim Baştürk isimli bir zat Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri ile ilgili bir hatırasını şöyle anlatır:

    Yıl 1945-1946 yılları olup İbrahim Bey askerlik vazifesini yapmaktadır. Bir gün içinde bulunduğu askeri birliğe İsmet İnönü imzasıyla bir emir gelir. Bu emirde; ‘Süleyman Hilmi Tunahan ismindeki bir zât kiralamış olduğu tren vagonlarında dinî tedrisat yapmaktadır. Derhal araştırıp, yakalanıp tevkif edilmesi..’, diye yazmaktadır.

    Alayda çavuş rütbesiyle bulunan İbrahim Bey’in emrine yirmi asker verirler ve bir ay boyunca, Sivas-Malatya-Divriği mıntıkasındaki seyreden bütün trenleri arayıp kontrol etmeleri emri verirler.

    İbrahim bey bu emir üzerine tren kontrollerine çıkar ve bir gün Divriği’ye yakın bir istasyonda iki tane vagonun beklemekte olduğunu görürler. İstasyon Şefi’ne beklemekte olan vagonları arayacağını söyleyince, İstasyon Şefi biraz endişeli bir şekilde o vagonların arızalı olduğunu, içinde bir şey olmadığını söyler.

    İbrahim Bey, İstasyon Şefi’nin telaşını görünce bir şeyler olduğunu anlar ve yanındaki askerleri dışarı çıkartıp;

    -Gerçekten eğer bu zât bu vagonlarda ise ikimiz beraber gidelim, haber verelim, tedbirini alsın. Ben de bir Nakşî evladıyım, diye söyler.

    İstasyon Şefi bu teminatı alınca, sadece ikisi beraber gidip vagonlara bakarlar. Vagonlara bakınca, birinde yataklar ve kuru peksimetlerin olduğu çuvallar olduğunu, diğerinde de, Süleyman Hilmi Efendi’nin otuz kadar talebeye ders vermekte olduğunu görürler.

    İbrahim Bey orada Süleyman Hilmi Efendi’ye durumu arz edip, kendisinden sonra başka askerlerin gelebileceğini söyleyerek tedbir almasını rica eder. Süleyman Efendi de çok memnun olup;

    -Evlâdım, çok büyük hizmet ettiniz, Allah razı olsun!, diye dua eder.

    İbrahim Bey daha sonra askerden terhis olup Bayburt’a döndükten sonra, bir Nakşî Şeyhi olan ve “Dede Paşa” olarak da bilinen dedesine bu hadiseyi anlatır. Dede Paşa Hazretleri dinledikten sonra gözyaşları içinde;

    -Oğlum İbrahim; Ahir zamanda Kur’an-ı Kerim’i ihya vazifesi Süleyman Efendi ve onun talebelerine verildi, diye buyurur.

    Aradan uzun yıllar geçtikten sonra İbrahim Bey’in yolu İstanbul’a düşer ve Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’ni ziyaret etmek ister. Üsküdar Kısıklı’daki evini bulur ve tam ziyaret için ilk defa odasına girdiğinde, daha kendisini takdim edip hiçbir şey söyleyemeden, Süleyman Hilmi Efendi onu ayakta karşılar ve;

    -Gel bakalım evladım İbrahim, nasılsın, iyi misin? Hoş geldin! Dede Paşa Hazretleri ne yapıyorlar, sıhhatteler mi, afiyetteler mi?, diye buyurup İbrahim Bey’i o gün misafir eder. 

(Kayn.:sozvekalem.com/Y.Yetiş)

 

 

 

YORUM YAP