GÜNAHKARLARI AYIPLAMAK
Bandırmalı Tatlıcı Ali Efendi, günah batağına düşmüş ve yolunu şaşırmışlar insanlara, hor ve hakir bakılmaması, hakaret edilmemesi, ayıplama ve kınama yapılmaması, aksine onlara şefkat ve merhamet ile muamele edilerek, kurtulmaları için dua edilmesini tavsiye ederdi.
Yazar Ömer Faruk Ocakzade, Bandırmalı Tatlıcı Ali Efendi’nin, ibretlik bir hatırasını, kendisinden naklen şöyle anlatır;
Tatlıcı Ali Efendi’nin dükkanına bir çok insan gelip gittiği gibi, Bandırma’daki Tapu Müdürlüğü’nde memur olan bir adam da zaman zaman uğrayanlardan biri idi. Tapuda çalışan bu adam abdestinde namazında biri idi, fakat dükkana her geldiğinde, Bandırma’nın sahilini plaj yaptıklarından bahisle, bu plajda açık saçık vaziyette denize giren, genç insanları aleyhinde konuşarak, ağır ifadelerle tahkir ediyor, ayıplama ve kınamalarda bulunuyordu.
Tatlıcı Ali Efendi, o adama her defasında, tecessüsü bırakması, o günahkar genç insanları tahkir etmemesi, ayıplamaması ve kınama yapmaması hususunda ikaz edip nasihatlerde bulunuyordu. Fakat o adam bunlara aldırmayıp bu işten vazgeçmiyordu.
Aradan yıllar geçtikten sonra, o adamın kızı İstanbul’da Tıp Fakültesini kazanınca, okumak için İstanbul’a gitmiş. Kızı İstanbul’da ikinci sınıfa giderken, babasının haberi olmaksızın, beraber olduğu arkadaşlarının etkisi ile, bir şirket elemanı olarak, bazen gece kulüplerinde erkeklerle sohbet etmek üzere çalışmaya başlamış.
Tapu Müdürlüğü’nde çalışan o adam, zevk ve eğlence düşkünü bir iş arkadaşının; “Gel seni İstanbul’a götüreyim, eğlendireyim!” şeklindeki ısrarlarıyla, bir gün beraber İstanbul’a gezip eğlenmeye gitmişler.
İstanbul’da bir gece kulübüne gitmişler ve orada alkol içip sözde eğlenmeye başlamışlar. Böyle devam ederlerken, arkadaşı ona; “Birer tane de piliç isteyelim mi?”, demiş. Yeni yeni bu işlere bulaşan sözde dindar adam, “Piliç” ifadesinin manasını pek anlamamış ve “Tamam” demiş. Arkadaşı hemen “Piliç siparişi”ni vermiş. Biraz sonra, gece kulübünün o loş ışıklar içinden, iki tane dekolteli kız çıkıp gelmiş.
Tam eğleneceğiz, derken, gelen kızlardan birisi; “Aman babam!…”, diyerek feryadı koparıp yere yığılıvermiş. Hadiseyi gören kulüp elemanları gelip kızını götürmüşler. Böyle çok acı bir şekilde kendi kızıyla tesadüf eden adam, büyük bir üzüntü ile oradan kalkıp Bandırma’ya dönmüş.
Bandırmaya döndükten sonra ertesi gün, Tatlıcı Ali Efendi’yi telefonla arayıp, büyük bir belaya uğradığını ve intihar edeceğini söylemiş. Tatlıcı Ali Efendi, onu telefonda intihardan vazgeçirmek için uğraştıysa da, adam kendisini denize atmak üzere gideceğini bildirmiş.
Tatlıcı Ali Efendi bu sefer ona, sahilde bir yerde buluşup konuşalım diye teklif etmiş. Adam da kabul edince bir yerde buluşmuşlar. Ali Efendi ona neden intihar etmek istediğini sorunca, yaşadıklarını bir bir anlatıp bu çifte utanç ile yaşamak istemediğini söylemiş.
Tatlıcı Ali Efendi de ona, intihar etmemesini, çünkü Müslümanların intihar etmelerinin haram olduğunu, kızına sahip çıkmasını, kızının ve kendisinin tövbe edip, bundan böyle bir Müslüman gibi yaşamaya gayret etmelerini söylemiş. Başına gelen bu acı hadisenin de, daha önce diğer günahkar insanları hor görüp, ayıplaması ve kınamaları sebebiyle meydana geldiğini anlatmış.
Nitekim daha önce, Tatlıcı Ali Efendi’nin nasihatlarını dinlemeyen o adam ve kızı tövbe ederek o hatalarından dönmüşler ve bir daha yapmamışlar.

(Kaynak:youtube.com/watch?v=7P8zew33yXY)