BİR ÂMÂ İLE HASBİHAL

 

 

BİR ÂMÂ İLE HASBİHAL

    Seyyid  Abdülhakim Hüseyni hazretlerinin sofisi olup, Gavs-ı Sanî Seyyid Abdulbakî Hazretleri zamanında, vefat etmiş olan Mehmet ILDIRAR ibretlik bir hatırasını şöyle anlatıyor;

    Sofiler arasında “Mehmet Yarbay” olarak bilinen Mehmet Ildırar Bey, İzmit Gölcük’te bir gün namaz için bir camiye gittiğinde, orada, halinden ve hareketlerinden, âmâ olduğunu anladığı bir adama rastlamış.

    Mehmet Yarbay Efendi, bu âmâ adamla, gözlerinin görmemesi hakkında bir hasbihal yapmış. Mehmet Yarbay ile âmâ zat arasında şöyle bir hasbihal gerçekleşmiş;

    Mehmet Yarbay: Allah aşkına ne mutlu sana, kör olduğuna!

    Âmâ Adam: Neremiz mutlu?

    Mehmet Yarbay: Göz zinanız bari yok be!

    Âmâ Adam: Bizimki daha bela…

    Mehmet Yarbay: Yahu gözün yok, belası nerde (bu işin)?

    Âmâ Adam: Vallahi, kadınların ayak sesinin topuğundan biz anlarız. Genç kız mı geliyor, orta yaşlı mı geliyor, yoksa koca karı mı geliyor?…

    Mehmet Yarbay: Nasıl anlarsın?

    Âmâ Adam: Bizde tabiatlaştı, tıkırtıdan anlarız. Sen benden daha az zina yapabilirsin.

    Mehmet Yarbay: Nasıl yapabilirim? Sen hiç görmüyorsun.

    Âmâ Adam: Sen güzeline bakarsın, çirkine bakmazsın, bir günde on tane göz zinası yaparsın. Biz her ayakkabı tıkırtısına bakıyoruz, Habeşli (koyu esmer tenli, kalın dudaklı, güzel olmayan demek istiyor) bir avrat da geçse, biz bakıyoruz. Kokusunu burnumuz yetmiş metreden duyar, sen yanından zor duyarsın. Desene, körlük geldi bela da geldi. Bizimki daha zor…

    Âmâ adam, gözlerin görmemesiyle, göz zinasından kurtulunacağı fikrinin yanlış olduğunu, göz zinasının yerini, kulak zinasının ve burun zinasının aldığını, ibretlik bir şekilde anlatmış.

 

(Kayn.:youtube.com/watch?v=ny1t9GfpM70)

 

 

 

 

YORUM YAP