ZİKİR KONULU GÜZEL SÖZLER

  BÜYÜKLERDEN SÖZLER

 

 
 
“Allah’ı kalbimle zikretmem, bana dilimle yetmiş kez zikretmemden daha sevimlidir.”
HAZRETİ ÂİŞE (R.A.)(Kayn.:Adab-ı Ş.S.Abdülhakim el-Hüseynî)
 
 
“Üzerinde namaz kılınan ya da zikir yapılan bir toprak parçası, yanındaki toprak parçalarına karşı iftihar eder. Allah’ın zikredilmesinden dolayı duyduğu sevinci yedi kat yerin altına kadar duyurur. Kul bir yerde namaza durduğu zaman, yer bütün süslerini takınır.”
ENES BİN MALİK (R.A.)(Kayn.:Kalplerin Keşfi)
 
“Hakiki zikir, bir emir ve yasakla karşılaştığı zaman, Allahu Teala’yı hatırlamaktır. Günah ise elini çekmeli, emir ise yapmalıdır. Eğer zikri bunu yaptırmıyorsa, hayaldir ve işin aslını anlamamıştır.”
İMAM-I GAZALÎ(Kayn.:Kimya-yı Saadet)
 
 
“Radyoevi çalıştığı zaman, nasıl her radyodan ses çıkar, bozuk veya arızalı olduğunda da akşama kadar radyoyu açık bıraksan hiç ses gelmezse, işte kalp de aynen böyledir. Kalp radyosu vücudun merkezidir. Kalp Allah’ın zikrini yaptığı zaman bütün vücut da onunla zikir yapar. Şayet kalp ölmüşse, vücut da ölüdür.”
SEYYİD ABDÜLHAKÎM HÜSEYNİ(Kayn.:İsl.Büyüklerinden Latifeler)
 
 
“Yüce Allah’ı zikre devam ediniz. Zikir çekerken uyanık olunuz. Allah zikrini kalbinizin içine yerleştiriniz. Zikir kalbe yerleşince, siz istemeseniz de kalp yüce Allah’ı zikreder. Midenizi düşünün; o, siz istemeseniz de kendi işini görür. Siz uyurken bile işine devam eder. İçine zikir yerleşen kalp de böyledir.”
GAVS-I SANİ(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
“İnsana, âhirete giden yolda mutlaka şu dört şey lâzımdır: Birinci olarak, îtikâd ve amel. Bunun için kendisine lâzım olan ilmi öğrenip tatbik etmek lâzımdır. Bu ilim yolcuya yön verir, idâre eder. İkinci olarak, bir zikir lâzımdır. Bu, yolcuya tenhâda arkadaşlık eder ve zikir yardımı ile yalnızlık çekmez. Üçüncü olarak, bu yolcunun haram ve şüphelilerden sakınması ve dünyâya düşkün olmaması lâzımdır. Bu uygun olmayan düşünce ve başka şeylerin kendisini meşgûl etmemesine sebeb olur. Dördüncü olarak, bir yakîn lâzımdır. Bu da, yolcuyu gideceği yere kadar götürür. İşte ömründe bu dört şeyden ayrılmayan saâdete kavuşur.”
ABDULLAH-I ENSÂRÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Açlık zâhidlerin, dünyaya düşkün olmayanların; zikir âriflerin gıdâsıdır.”
ABDULLAH HARRÂZ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Allahü teâlâ kalbleri kendini anmak için yarattığı hâlde, insanlar onları şehvet, istek ve arzû ile doldurmuştur. Kalplerden şehvetin izini silecek şey yalnız Allahü teâlânın korku ve sevgisidir.”
ABDULLAH BİN HUBEYK(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“İyi insanların güzel âdetlerinden birisi, Allahü teâlâyı gece gündüz anmalarıdır. O’nu anma zikir kalb ve dille olur. Ancak kalbin zikri daha üstündür.”
ABDULLAH BİN HUBEYK(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Kalblerinizi, Allahü teâlâyı anmakla diriltiniz. Onun korkusuyla doldurunuz. O’nun sevgisiyle nurlandırınız. O’na kavuşma arzusuyla sevinçlendiriniz ve biliniz ki; O’na olan sevginiz derecesinde yükselir, niyetlerinizin doğruluğu ile, nefsinizi kahreder, şehvetlerinizi yenip amellerinizi temiz kılabilirsiniz.”
ABDULLAH BİN HUBEYK(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Kalb ile ilgili ameller işleyiniz. Zîrâ kalb ile yapılan ameller zâhirî amelleri güzelleştirir.”
ABDURRAHMÂN BİN MUHAMMED ES-SEKKÂF(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bu Sıddîkiyye yâni Hâlidiyye yolunda halvete girmek yoktur. Halvette şöhret vardır. Şöhret ise âfettir. Bu yolun gâye ve maksadı tâlebeye nefsi terk ettirmektir. Halvette yapılan zikirde, kişide benlik duygusu galebe çalabilir.”
ABDURRAHMÂN TÂĞÎ (Tâhî)(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Bu Hâlidiye büyükleri sesli zikir yapmazlar, talebe kıbleye karşı edeple oturmalıdır. Hâzır bir kalb ile zikirde bulunmalıdır. Çünkü zikir esnâsında kalbin hâzır olması muhakkak lâzımdır. Zikirden maksad tevhid olup, Allahü teâlânın birliğini hatırlamak, dile getirmektir. Hattâ tesbih tanelerini bir eksik mi, fazla mı çektim diye takılmamak gerekir. Çünkü tesbihleri söylemekten maksad hâldir. Bir eksik veya fazla olmuş ne çıkar.”
ABDURRAHMÂN TÂĞÎ (Tâhî)(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Hayırlı amelle meşgul olan, daima zikirdedir. Namaz kılmak zikirdir. Kur’an okumak zikirdir. Din ilimleri öğretmek ve öğrenmek zikirdir. Her hayırlı amel zikirdir.”
ABDÜLVEHHAP MUTTEKİ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Müminin kalbi Allahu tealanın zikri ile kuvvetlenir.”
AHMED BİN MESRUK(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Zikir, Allahü teâlâya kavuşmakta en kısa yoldur.”
AHMED SİYÂHÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Mânevî huzûra ermek ve bu yolda ilerlemek için dört şey lâzımdır;
1. Az yemek,
2. Az uyumak,
3. Halka az karışmak,
4. Allahü teâlâyı çok zikretmek.”

AKŞEMSEDDİN(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“İrşâd işine giren bir kimseye gerekir ki: Önce mürîdin, talebenin yeteneğini, kâbiliyetini bile… Bunu bildikten sonra ona zikir telkini yapar, yeteneğine göre onu yetiştirir. Bu bakımdan mürîd terbiyesi işine girmiş olan tıpkı kuş yetiştiricisi gibidir. Kuş terbiyecisi , kuşun kursağına ne kadar yem gireceğini bilmesi gerekir ki ona fazla yem yüklememelidir. Buna göre mürşîd olan zât da, mürîdin kâbiliyeti nisbetinde ona zikir telkini yapar.”
ALİ RÂMİTENÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Allahü teâlâ, mümin bir kulunun gönlüne bir gecede üç yüz altmış defâ nazar eder.” sözünün mânâsı şudur: “Kalbin, vücûda açılan üç yüz altmış penceresi vardır. Gönül, Allahü teâlânın zikriyle kaynayıp coşunca, Allahü teâlâ o kalbe nazar eder. Bu nazar ile kalbe doğan feyzler ve nûrlar, bu üç yüz altmış koldan bütün vücûda yayılır. Böyle nûrların ve feyzlerin yayıldığı bir uzuv, kendi haline göre zevkle ibadet eder, yapılan tâat ve ibâdetlerden lezzet alınır.”
ALİ RÂMİTENÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
Bir gün Mevlânâ Şeyh Bedreddîn Meydânî hazretleri, Ali Râmitenî hazretlerine gelerek şöyle sordu: “Allahü teâlâ Ahzâb sûresi 41. âyetinde meâlen; “Ey îmân edenler! Allah’ı çokça zikrediniz.” buyurmaktadır. Bu zikirden murad mânâ dil zikri midir, kalb zikri midir?” Ali Râmitenî hazretleri bu soruyu şöyle cevapladı: “Tasavvuf yoluna ilk girenler için dil zikridir. İşin sonuna varanlar için de kalb zikridir. Bu yola ilk giren kimse yüce Allah’ı kendini zorlayarak da olsa zikretmeye çalışır. Yolun sonuna varan kimsenin durumu ise öyle değildir. Kalb zikirden etkilenince onun bu etkisi bütün bedene varır, hemen her organ zikr etmeye başlar. İşte o zaman çokça zikir başlar. Yine o zaman bir günlük ibâdet, bir senelik ibâdet yerine geçer.”
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Zikretmek sebebiyle insanda Rabbinin sevgisi hâsıl olur. Bir şeyi çok anan, onu çok sever.”
ALVÂN HAMEVÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
 
“Amellerden birine hafaza melekleri vakıf olamaz. Bu amel, Allah Teala’yı kalp ile zikretmektir. Bu zikrin heybet ve yüceliğinden dolayı gönüller bu zikre dayanamaz.”
CÜNEYD-İ BAĞDÂDÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Zikr meclisleri, Allahü teâlânın helâl ve haram kıldığı şeylerden bahsedilen yerlerdir.”
ATÂ BİN MEYSERE EL-HORASÂNÎ(Kayn.:Adab-ı Ş.S.Abdülhakim el-Hüseynî)
 
 
“Hafi zikir, maksatların hasıl olmasını sağlar. En faziletli ve en yüce zikirdir. Nasıl öyle olmasın ki! Hafi zikir korunan bir sır ve sırlar sedefinden bir incidir. Hafi zikir, rahmet meleklerinin vakıf olmadığı, hafaza meleklerinin de deftere yazmadığı saklı bir hazinedir. Kamil ve alimlerin bir çoğu hafi zikrin cehrî zikirden daha faziletli olduğunu belirtmişlerdir.”
AHMED HAZNEVİ(Kayn.:Adab-ı Ş.S.Abdülhakim el-Hüseynî)
 
 
“Tasavvuf yolunda bulunan talebe; hâllerini kontrol etmeli, Allahü teâlânın rızâsından başka her şeyi gönlünden uzak tutmalı, insanlarla fazla görüşmemeli, Allahü teâlâyı anmaktan ve hatırlamaktan bir an uzak kalmamalıdır. Zikre kendisini alıştırmalıdır. Böyle bir alışkanlığı zikir ile yakınlığı yoksa, Allahü teâlânın sevgisine kavuşamaz.”
BEHÂEDDÎN ZEKERİYYÂ (Muhammed bin Kutbüddîn)(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Zikre, Allahü teâlâyı hatırlamaya devâm ediniz. Zikir; tâlibi, bu yolda ilerlemek isteyeni, mahbûba, Allahü teâlâya kavuşturur. Muhabbet, her türlü kir ve lekeyi yakıp temizleyen bir ateştir. Bu hakîkî muhabbet hâsıl olunca, artık zikreden, zikrolunanı müşâhede ile, görür gibi zikreder. İşte böyle yapılan zikir, felâha, kurtuluşa ereceklere vâd olunanların yaptığı zikirdir. Nitekim Allahü teâlâ, Cum’a sûresinin onuncu âyet-i kerîmesinin sonunda meâlen; “(Her halinizde) Allahü teâlâyı çok zikredin ki (dünyâ ve âhirette) felâh bulasınız (kurtuluşa eresiniz).” buyuruyor.”
BEHÂEDDÎN ZEKERİYYÂ (Muhammed bin Kutbüddîn)(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Allahü teâlâyı an. Allahü teâlâyı anmaktan gâfil olan ölü ve âmâdır, kördür. Allahü teâlâyı anmak kalbin cilâsıdır. Günahları temizler.”
BEYZÂDE HACI MEHMED NÛRİ EFENDİ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Üç kimse şeytanın ve askerinin şerrinden korunmuştur. Onlar da, gece gündüz çok zikir edenler, seherlerde kalkıp istiğfâr edenler ve Allahü teâlânın korkusundan ağlayanlardır.”
DÂRENDELİ MUHAMMED HİLMİ EFENDİ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Her nefs, dünyâdan susuz olarak gidecektir. Ancak Allahü teâlâyı zikreden kullar bundan müstesnâdır.”
DÂVÛD-İ TÂÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Vaktini Allahü teâlâyı zikirle geçiren kimse, belâ ve sıkıntılara düşmez.”
EBÛ ABDULLAH-I RODBÂRÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Zikir kalple olmalıdır. Yalnız dille yapılır da kalbe işlemezse, riyâ ve gösteriş olur.”
EBÛ UBEYD EL-BUSRÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Kul, dünyâdaki her ânından kıyâmette hesâb ve sorguya çekilecek. Hem de gün gün, saat saat. Bu durumda, Allahü teâlâyı anmadığı bir an karşısına çıkınca, pişman olur ve kendini parçalamak ister.”
EVZÂÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Allahü teâlâyı hatırlamayanlar, ölüler gibidirler.”
FERÎDÜDDÎN GENC-İ ŞEKER(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Allahü teâlâyı zikreden, zikirle nîmetlenir, sevap kazanır, günahtan kurtulur.”
FUDAYL BİN İYÂD(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Kalbin olgunlaşması, Allahü teâlânın zikri ile olur.”
İBN-İ HAFÎF(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Kalp ev gibidir. Allahü teâlâdan başkasıyla meşgûl etmek, tozlu bir yolun tozlarını üzerine toplamak gibidir. Ev süpürülmediği zaman tozlar yığılır ve temizliği zor olur. Kalbini başka şeyle meşgûl eden ve günlük virdi olmayan veya olup da terk eden talebe, gaflet pislikleriyle kalbini kirletmiş olur. Emirleri yapmak ve tasavvuf yolunda yürümek onun için zorlaşır.”
MUHAMMED EMİN ERBİLÎ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Zikir ehli zikir meclisine dağlar misali günah yüklü girseler, çıktıkları zaman, üzerlerinde zerresi kalmaz.”
SÂBİT B. ESEDÜ’L-BENÂNÎ(Kayn.:Tabakatü’l-Kübra)
 
 
“Zikirsiz hiç bir nefes alıp vermemelidir. Büyüklerimiz buyurdu ki: “Bir nefesten bir nefese zikirsiz geçerse, o insanın vakti, kayıptır. Vesveseden ve mâlâyânîden zikre kaçınız. Hep zikrederseniz; vesvese ve mâlâyânî, zikrin nûruyla yanar, zikrin nûru kalbe işler ve kalbde zikrin hakîkati hâsıl olur. Kalb yakîn nûrları ile nûrlanır, aydınlanır.”
SADREDDÎN BİN BEHÂEDDÎN ZEKERİYYÂ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Allahü teâlâya itâat edip, emirlerini yerine getiren, O’nu zikr ediyor demektir. O’nun verdiği emirlere göre hareket etmeyen, ne kadar tesbih çekerse çeksin, ne kadar Kur’ân-ı kerîm okursa okusun, zikir etmiyor sayılır.”
SAÎD BİN CÜBEYR(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Ahlâkınızı düzeltiniz, nefs muhâsebesini iyi yapınız. Bunu ise, Resûlullah efendimize çok salât okumak sûretiyle yapınız. Onun için bu yola (Rufai Tarikatı) girmiş olan çok salât okumakla meşgul olmalıdır ki, kalbi Peygamber efendimizin sevgisi ile nurlansın, nefsin başka şeylere olan bağlılıkları yok olsun. Daha sonra Allahü teâlâyı zikr etmelidir. Kalb, Peygamber efendimizin vâsıtasıyla Allahü teâlânın zikr nurlarının parıltılarına kavuşur. İşte kazançlı amel budur.”
SEYYİD HÜSEYİN BURHÂNEDDÎN EFENDİ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“Zikir bir kazma gibidir ki, onunla gönülden yabancı duygu dikenleri temizlenir.”
UBEYDULLAH-I AHRÂR(Kayn.:Evliyalar Ans.)
 
 
“İtikadını düzeltip ehl-i fesadın hal ve yollarından uzak durup, dört büyük mezhepten birine uyarak farzları yerine getirdikten sonra saadetin en yücesi ve ibadetlerin en faziletlisi gizli zikre devam etmektir.”
MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ(Kayn.:Mektubat-ı Mevl. Halid)
 
 
“Zikre devam ediniz, virde önem veriniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kur’an-ı Kerim okumak, salâvat çekmek, hizmet etmek sevaptır; fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder. Bütün Allah dostları dostluk liyakatini zikir ve edeple almışlardır. Bizler de bu şereften nasiplenmek istiyorsak aynı yolu takip etmeliyiz.”
GAVS-I SANİ
(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
 
“Harama bakan gözün kiri kalbe gider. Bütün azanın haram ve zulumattan doğan kiri kalbe gider. Eğer kalp zikirsiz olursa, bu zulumatı üstünden atamazsa azalara manevi feyzin gelmesi kesilir.”
SEYYİD ABDÜLHAKÎM HÜSEYNİ(Kayn.:S.Abdülhakim El-Hüseynî Hayatı)
 
 
“Zikir kalbin gıdasıdır. Gıdasını alamayan kalp zayıflar ve sonra ölür. Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanır, manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır, onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele halindedir. Rabbu’l-alemin, ‘Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur'(Rad:13/28) buyurmuştur.”
GAVS-I SANİ(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
Zikir, hem kalp hem de dil ile olur. Zikrin en faziletlisi, her ikisiyle birlikte yapılandır. Kalp ve dilden biriyle yapıldığı takdirde, kalp ile yapılan zikir, yalnız dil ile yapılan zikirden daha üstün ve daha faziletlidir.”
İMAM NEVEVİ(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
“Nakşibendilikte esas, zikrederek kalbi ıslah etmektir. Nakşibendî amelinin tamamı kalbin çalışması içindir. Çalışmaya başlayan kalp tıpkı saat gibidir. O, sahibi başka işlerle meşgul olsa bile, çalışmasına devam eder. Bundan dolayı insanın her anı ibadetle geçer.”
SEYYİD ABDÜLHAKÎM HÜSEYNİ(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
“Nakşibendilikte esas olan insanın kalbidir. Yapılacak zikir ise kalbin ıslahı ve çalışması içindir. Çalışmaya başlayan bir kalp aynen saate benzer, sahibi başka işlerle meşgul olsa bile o saat gibi çalışmaya devam eder. Şayet çalışmıyorsa sahibine bir fayda temin etmez.”
SEYYİD MUHAMMED RAŞİD(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
“Zikirde muvaffak olan kimselere velayet sancağı verilir. Muvaffak olmayanlardan veya zikre devam etmeyenlerden de bu sancak geri alınır.”
EBÛ ALİ DEKKÂK(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
“Vird nurdur, ışıktır. Aynı taksinin farı gibi… Taksinin her şeyi olsa far ışığı olmasa yol alamaz. Kısa zamanda tepe taklak gider.”
GAVS-I SANİ(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
“Kalp çocuk gibidir. Kalbe ne öğretirsen o da onu söyler. Yeni dillenen çocuğa nasıl mama, baba demeyi öğretiyorsan kalbe de ‘Allah, Allah’ demeyi öğretmen gerekir. Onun ağzının olduğunu düşüneceksin ve Allah dediğini düşüneceksin, Allah demeye zorlayacaksın, çok değil üç ay, beş ay sonra kalbin Allah demeye başlayacaktır. Fakat gayret etmek lazım….”
GAVS-I SANİ(Kayn.:Ehl-i Tasavvuf)
 
 
“Mürid kalbiyle Allah Allah demeyi öğrendikten sonra artık kalbi onun bekçisidir. Daima Allah ile beraberdir. Bu beraberlik ile kişide Allah’a karşı huşu ve tevazu olur. Allah’ın gözetiminde olduğunun şuuruna varır. Bilir ki Allah onu görüyor. Böylece kişi günahlara yanaşmaz ve onun kalbi dünyaya dalmaz.”
MUHAMMED HAZNEVİ(Kayn.:haznevi.net)
 
 
 
 
ZİKRULLAH
 

Zâkir safâya erişur
Envâr-ı zikrullah ile
Âşık Hudâ’ya erişur
İksâr-ı zikrullah ile
 
Zikri mükerrer ede gör
Bir hacc-ı ekber ede gör
Kalbin muattar ede gör
Attâr-ı zikrullah ile
 
Âşık olan cânânına
Girmiş fenâ meydânına
Ermiş Hakk’ın ihsânına
Îsâr-ı zikrullah ile

 
Tasdîk ile îmâna er
Tahkîk ile irfâna er
Bir bahr-ı bî-pâyâna er
Enhâr-ı zikrullah ile

 

Açan hüviyyetten kapu
Zevk ile olmuş hande-rû
Zâhir olmuş ızmâr-ı Hû
Izhâr-ı zikrullah ile

Kesrette vahdet bul beğim
Bâkî saâdet bul beğim
Sırr-ı hakîkat bul beğim
Tekrâr-ı zikrullah ile
 
Bel bağlayanlar hizmete
Tâlib olanlar vuslata
Ermiş Hüdâyî vahdete
Esrâr-ı zikrullah ile

Diller acep hayran olur
Esrâr-ı zikrullah ile
Yollar beğim âsân olur
Âsâr-ı zikrullah ile
 
Nefsin hevâsından kesil
Zikreyle Hakk’ı muttasıl
Saykallenür mir’ât-ı dil
Tekrâr-ı zikrullah ile
 
Ger ister isen kurb-i Hakk
Al ehli irfândan sabak
Geldi zuhûra her varak
Eşcâr-ı zikrullah ile

Ref’ olsa zulmânî hicâb
Dilden giderdi ızdırâb
Yap yap gönül kasrını yap
Mîmâr-ı zikrullah ile

Zikri bilip habl-i metîn
Muhkem tutar ehl-i yakîn
Daim ider i’la-yi dîn
Izhâr-ı zikrullah ile

İsterse ger kalbin safâ
Zikreyle Hakk’ı dâimâ
Bîmâr olan bulur şîfâ
Tîmâr-ı zikrullah ile

Dilden kederler dûr olur
Mahzûn olan mesrûr olur
Zulmet Hüdâyî nûr olur
Envâr-ı zikrullah ile

 AZİZ MAHMUD HUDAÎ –(Kaynak:A. M. Hüdâyî ve Celv. Tarikatı/Prof.Dr.H.Kamil YILMAZ)

 

 

(Hat:1/hattatlarimiz.blogspot.com)

 

 

 

YORUM YAP