YÜZPARA’LIK İMTİHAN

  MENKIBELER/HATIRALAR

 

   

      Süleyman Hilmi Tunahan (1888-1959)

    Tesbihçi Baba lakabıyla tanınan, Mirza Abdurrahim ismindeki zatın dükkanına, bazen Hızır (a.s.) uğrar ve sohbet ederlerdi. Tesbihçi Baba, bir gün Hızır (a.s.)’a, Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin kemalatından ve faziletinden bahsetmiş. Hızır da, “Dur bakalım, ben onu bir imtihan edeyim!” demiş. Ama, imtihanın ne olduğunu bildirmemiş.

    O sene, Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, Trakya Gaz Bayiliği almış, o işin başına da Muhsin ismindeki bir talebeyi görevlendirmişti. Resmi olarak o işin sahibi olarak Muhsin ismindeki o talebe görünüyordu. Aralarındaki anlaşmaya göre, yıl sonunda hesap yapılacak ve elde edilen kar yarı yarıya paylaşılacaktı.

    Yıl sonunda, Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, o talebesinin yanına hesap görmek üzere gitmiş. O talebeye hesap kitap yapmasını söylemiş. Fakat Muhsin ismindeki o talebe,

    -Siz kimsiniz? Ben sizi tanımıyorum, şeklinde tuhaf bir cevap vermiş. Ortaklıklarını da inkar etmiş.

    Bunun üzerine Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri ona;

    -Muhsin! Bu işin sermayesini ben koymadım mı? Seni kâra ortak yapmadım mı?, demiş.

    Muhsin, tamahı, yüzsüzlüğü ve hayasızlığı son haddine vardırıp;

    -Hayır! Böyle bir şey yok. Burası tamamen bana aittir, diye cevap vermiş.

    Süleyman Efendi hazretleri, bu talebenin yaptığı bu yüzsüzlük, hayasızlık ve edepsizlik karşısında son derece üzgün olarak oradan ayrılmış.

    Trenle İstanbul’a dönmek üzere istasyona giderken, yolda bir dereyi geçmek üzere karşıya atlayarak geçmesi gerekmiş. Derenin karşısında tam atlayacağı yerde de bir adam kazık gibi dikilmiş orada bekliyormuş. Süleyman Efendi, tam atlayacağı yerde bekleyen o adama çarpmamak için, güçlükle onun yanındaki küçücük boşluğa atlayabilmiş.

   Tam atladığı sırada da, Süleyman Efendi’ye sert bir ifade ile “Bana yüspara ver!” diye adeta emreder gibi söylemiş. Süleyman Efendi’nin cebinde de sadece hakikaten “yüzpara” varmış. Bu para da, İstanbul’a dönüş için bilet parası yapacağı para imiş. Bu parayı hiç düşünmeden çıkarıp o garip adama vermiş.

   İstasyona geldiğinde birazdan tren gelmiş. Yolcular arasında tanıdık bir şahsa rastlamış. O şahsa rica ederek bilet aldırmış ve İstanbul’a gidebilmiş.

    Bu hadiseden sonra, bir gün Tesbihçi Baba’yı ziyaret ettiğinde, tesbihçi baba ona tebessüm ederek şöyle demiş;

    -Hızır (a.s.) sizi imtihan etmiş ve davranışınızdan memnun kalmış. Verdiğiniz parayı, size iade etmek üzere bana bıraktı ve size selam söyledi.

    Arkasından da, dere kenarında Hızır (a.s.)’a verdiği “yüzpara”, Tesbihçi Baba eliyle tekrar kendine iade edilmiş.

 

 

 

 

(Kaynak:Ü.S.Hilmi Tunahan ve HATIRALARIM/M.Emre
Resimler:1/evliyalar.net)

 

YORUM YAP