ADAKLIK KOÇ

  MENKIBELER/HATIRALAR

ADAKLIK KOÇ
    İmam Ebû Yûsuf hazretleri’nin kâdılık yaptığı zamanlarda bir adam, tuhaf bir adakta bulunmuştu. Bu adam; “Eğer Allahü teâlâ bana bir erkek evlat ihsân ederse, boynuzu dört karış bir koç kurban edeceğim.” diye, yerine getirilmesi çok zor, belki de imkansız bir adakta bulunmuştu.

    Kaderin cilvesi olarak, bu adaktan bir müddet geçtikten sonra bu adamın bir oğlu oldu. Oğlu olduktan sonra da, yaptığı bu garip adağını yerine getirebilmek için, boynuzu dört karış uzunluğunda olan bir koç aradı, fakat bulamadı. Sağa sola, civar memleketlere adamlar gönderdiyse de istenen vasıfta koç bulmak asla mümkün olmadı.

    Bunun üzerine o odam, içine düştüğü bu mesele hususunda, zamânın din âlimlerine mürâcaat ederek bir çaresi olup olmadığını araştırdı. Müracaat ettiği alimler bir çâre bulamadılar. Adak sahibi adam çaresizlik içinde ne yapacağına karar veremedi. En sonunda, dostlarından birisi ona, Ebû Yûsuf hazretlerine gidip derdini anlatırsa, onun bu meseleye bir çâre bulabileceği şeklinde bir tavsiyede bulundu.

    Adam gidip derdini Ebû Yûsuf hazretlerine anlattı ve bir çâre bulmasını istedi. İmam Ebû Yûsuf hazretleri;

    -“Bir çâre bulurum. Fakat şartım var!” dedi.

    Adam Ebû Yûsuf hazretlerinin ellerine sarılarak; “Şartını söyle” dedi.

    Onun zengin fakat eli sıkı biri olduğunu bilen Ebû Yûsuf Hazretleri;

    -“Sen zenginsin. Memleketin fakir çocukları için dört mektep, bunların masrafını karşılamak için yanına dört de dükkân yaptırırsan müşkülün hallolur.” diye buyurdu.

    Adam bu şartı kabul etti. Fakat bu şartın gerçekleşmesinin uzun süreceği endişesiyle:
    -“Bu inşâat bir hayli uzun sürer. Bunun bitmesini bekleyemeyeceğim. Sabrım tükendi, adağımı hemen yerine getirmek istiyorum!” dedi.

    Ebû Yûsuf hazretleri de ona;
    -“Peki o halde inşaat için ne kadar para sarf olunacaksa onu devlet hazînesine teslim edersin. Ben de fetvâyı veririm.” dedi.

    Adam bunu da kabul edince, inşâata gidecek para, bilir kişiye hesaplattırılıp devlet hazînesine yatırıldı. Bunun üzerine, İmam Ebû Yûsuf hazretleri talebelerinden birine;
    -“Bana uzun boynuzlu bir koç bulup getir!”, diye buyurdu.

    Talebe de uzun boynuzlu bir koç bulup getirdi. Ebû Yûsuf hazretleri oradan küçük bir çocuk çağırıp getirilen koçun boynuzlarını karışlattırdı. Koçun boynuzu, çocuğun karışıyla dört karış gelmişti.

    Ebû Yûsuf hazretleri:
    -“İşte adadığın koç. Bunu keser, adağını yerine getirirsin. Zîrâ sen sâdece boynuzu dört karış bir koç adadın. Karışın büyük veya küçük olduğu husûsunda bir şey belirtmedin. Ben de bu husûsa dayanarak fetvâ verdim.”, diye buyurdu.

    Herkes, hazret-i İmâmın bu meseleyi çözmesindeki üstün zekâsına hayran kaldı.

 

 

 

(Kaynak:Evliyalar Ansiklopedisi)

 

 

 

 

 

 

YORUM YAP