“Ezan okunurken sükût edip dinleyene iki, yalnız sükût edene ise bir ecir vardır. Buna karşılık duyduğu halde konuşana iki, uzakta olduğu için duymayıp konuşana da bir günah vardır.”
HAZRETİ OSMAN (R.A.)–(Kayn.:İslam Alimleri Ans.)
“Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.”
HAZRETİ ALİ (K.V.)–(Kayn.:İslam Alimleri Ans.)
“İnsanlar edebe, ilimden çok daha fazla muhtaçtır.”
ABDULLAH BİN MENÂZİL–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Biz çok ilimden ziyâde az da olsa edebe muhtâcız.”
ABDULLAH BİN MÜBÂREK–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Âlimleri hafife alanların âhireti, ümerâyı hafife alanların dünyâsı, dostlarını hafife alanların mürüvveti yıkılır.”
ABDULLAH BİN MÜBÂREK–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Allah dostlarının meclisine gelmek kolay , selametle çıkmak zordur.”
AHMED KİHTÛ–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Kur’ân-ı kerîm okumadan önce dişleri misvâklamak, mazmaza ile ağızı temizlemek, güzel koku sürünmek, güzel elbise giymek, geceleyin sesli, gündüz gizli okumak sûretiyle Kur’ân-ı kerîme hürmet gösteriniz. Kur’ân-ı kerîm okurken, birisinin sözü ile okumayı kesmeyiniz. Çünkü, başkasının sözünü, Allahü teâlânın kelâmına tercih etmek câiz değildir. Zîrâ bu şekilde kırâati kesmek, Kur’ân-ı kerîm kırâatının güzelliğinin gitmesi ve kırâatı hafife almak gibi bir durum hâsıl eder. Biz bundan Allahü teâlâya sığınırız. Kur’ân-ı kerîm okurken sesi güzelleştirmeli ve mahzun olarak okumalıdır. Şarkı, türkü okur gibi tegannî ile okumamalıdır. Kur’ân-ı kerîmi tertîl ile okumalıdır. Allahü teâlâ, Müzzemmil sûresinin dördüncü âyet-i kerîmesinde meâlen; “Kur’ân’ı da yavaş ve açık olarak, güzelce oku.” buyuruyor.”
ALÂEDDÎN KONEVΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
Ali Dede Bosnevî hazretlerine uykuda nasıl yatılacağı hakkında sordular. Buyurdu ki:
“Evlatlarım! Dört çeşit uyku şekli vardır. Birincisi kafa üzere uyumak yâni sırtüstü yatmak. Bu peygamberlerin uyumasıdır. Böyle yatarken göklerin ve yerlerin yaratılışı ve dolayısıyla Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünürler. İkincisi, sağ taraf üzerine yatmak. Bu, âlimlerin ve âbidlerin, çok ibâdet edenlerin uykusudur. Üçüncüsü sol tarafa yatmak. Bu, meliklerin, hükümdârların uyuma şeklidir. Bunların mideleri dolu olduğu için daha kolay hazmedilmesi maksadıyla böyle uyurlar. Dördüncüsü, yüzükoyun uyumak. Bu da şeytanların uyuma şeklidir. Siz her zaman birinci ve ikinci şekli tercih ediniz.”
(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Ziyâret eden, ziyâret ettiği kimsede gördüğü ayıp ve kusurları kimseye söylemeyip, onda gördüklerini saklayabilecekse, ziyârete gitmesi edebdendir. Eğer gördükleri ayıp ve kusurları muhâfaza edemeyip başkalarına söyleyecekse, ziyâreti terketmesi daha iyidir.”
ALİ HAVVÂS BERLİSΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Önündeki yemeği, Allahü teâlânın huzûrunda olduğunu unutmadan ye! Allahü teâlâyı hatırla, başka şeyler düşünme. Allahü teâlâ, sana senden yakındır. O’nu düşün.”
BEHÂEDDÎN BUHÂRÎ (Şâh-ı Nakşibend)–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Yenilecek bir gıdâ, bir yiyecek, her ne olursa olsun gaflet içinde, gadabla veya kerâhatle hazırlansa, tedârik edilse, onda hayır ve bereket yoktur. Zîrâ ona nefs ve şeytan karışmıştır. Böyle bir yiyeceği yiyen kimsede, mutlaka bir çirkin netice meydana gelir. Gaflete dalmadan yapılan ve Allahü teâlâyı düşünerek yenen helâl ve hâlis yiyeceklerden hayır meydana gelir. İnsanların hâlis ve sâlih ameller işlemeye muvaffak olamamalarının sebebi; yemede ve içmede bu husûsa dikkat etmediklerinden ve ihtiyatsızlıktandır. Her ne hâl olursa olsun, bilhassa namazda huşû’ ve hudû’ hâlinde bulunmak, zevkle ve göz yaşı dökerek namaz kılabilmek, helâl lokma yemeye, Allahü teâlâyı hâtırlıyarak yemeği pişirmek ve yemeği Allahü teâlânın huzûrunda imiş gibi yemeğe bağlıdır. Vücûduna haram lokma karışmış bir kimse, namazdan tad duymaz.”
BEHÂEDDÎN BUHÂRÎ (Şâh-ı Nakşibend)–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Bir kimse ziyâfete çağrılır. O da ev sâhibine haber vermeden, yanında misâfir getirirse, bir tokat hak etmiştir. Eve geldiğinde, ev sâhibi, şuraya buyurunuz dediği zaman, hayır ben şuraya oturacağım diyen kimse ise, iki tokat hak etmiştir. Yemek yerken de ev sâhibine; “Sen de bizimle berâber yemiyor musun, sen de yesene.” diyen, üç tokadı hak etmiş olur. Çünkü hepsinde söz ve hareketi boş ve fuzûlîdir.”
BEKR BİN ABDULLAH MÜZENΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Allahü teâlânın ismi anıldığı zaman “Teâlâ ve Tebâreke” veya “Azze ve Celle”, “Subhânallah”, “Cellecelâluh” diyerek tâzim ediniz.”
İMAM BİRGİVΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“İnsanların sırlarını ortaya çıkaracak sorular sorma!”
BİŞR-İ HÂFΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Dostlarına, nereye gittiklerini ve ne iş yaptıklarını suâl etmek edebe aykırıdır.”
BÜNDÂR BİN HÜSEYİN ŞİRÂZΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Bizim yolumuzda olanlara, kıyâmet günü yardımcı olur, yüzlerinin ak olmasına çalışırız. Ancak, edebe riâyet etmeyenler ve Ehl-i sünnet yoluna muhâlefet edenler, kıyâmet günü bizi göremeyeceklerdir.”
MEVLANA CELALEDDİN-İ RÛMΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Her kim altı yerde dünyâ sözü ile meşgûl olursa otuz yıllık temiz ve kabûl olmuş ibâdeti reddedilir ve boşa gider. Bu altı yerin birincisi mescid, ikincisi ilim meclisi, üçüncüsü cenâze, dördüncüsü mezarlık, beşincisi ezan vakti, altıncısı Kur’ân-ı kerîm okunurkendir. Bunların herbirisinin geniş açıklamaları vardır.”
MEVLANA CELALEDDİN-İ RÛMΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Evliyâya dil uzatan, onlara karşı edep dışı harekette bulunan ve onları inkâr eden kimse, en kötü hâl üzere ölür.”
EBÛ ABDULLAH EL-KUREŞÎ–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Kalben hocasını beğenmeyen, hocasından gelen hiç bir feyze kavuşamaz.”
EBÛ ABDULLAH EL-KUREŞÎ–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Her kim Allahü teâlânın ârif bir kulunu veya bir velîsini üzerse, onun kalbi mühürlenir. Onları üzmeye devâm eden, îtikâdı bozulmadıkça ölmez.”
EBÛ ABDULLAH EL-KUREŞÎ–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Edebe riâyet etmeksizin evliyâya hizmet eden kimse helâk olur. Ondan istifâde edemez.”
EBÛ ABDULLAH-I RODBÂRΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Kul, ibâdeti ve tâatıyla Cennet’e, ibâdet ve tâatteki edebiyle Allahü teâlâya vâsıl olur.”
EBÛ ALİ DEKKÂK–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Misâfir gelince öyle davranmalı ki, hizmet ederken üzerine bir ağırlık çökmemeli, gittiği için de ferahlamamalısın! Külfete girdiğinde, gelişi ağır gelir, gittiğinde de rahatlarsın. Böyle ev sâhipliği olmaz.”
EBÛ HAFS HADDÂD EN-NİŞÂBÛRΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Yemekte edeb odur ki, yemek ancak zarûret olduğu zaman yenir. Her zaman yenmez.”
EBÛ İSHÂK İBRÂHİM BİN MÜVELLED–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Bir kimse, hayâtında İslâmiyete uymakta ne kadar hassas dikkatli ve ince davranır, İslâmiyete uygun olmayan bir iş yapmamak için ne kadar gayret ederse, âhirette, Sırat köprüsünden geçerken, Sırat köprüsü ona, dünyâda İslâmiyete uymak için olan gayreti nisbetinde geniş, ferah ve rahat olur. Yine bir kimse, dünyâda emirlere uymakta gâyet gevşek ve geniş davranır, İslâmiyete tam uymak için çalışanlara; “O kadar da çok inceleme.” derse, âhirette Sırat köprüsünden geçerken, Sırat köprüsü o kimse için, dünyâda İslâmiyete uymaktaki gevşekliği nisbetinde daralır.”
EBÜ’L-ABBÂS SEYYÂRΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Bir kimse hocasından çeşit çeşit nîmetlere kavuşurken, gidip başkasından yardım istemesi, ona suâl sorması, ilim öğrenmesi, hem ayıp, hem gevşekliktir.”
EMÎR SULTAN-(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“İçinden çıkamadığınız mevzûlarda, âlimlere gidip sorunuz. Onlardan istifâde edebilmeniz için; kendinizi hiç kabûl edip, câhil olduğunuzu söyleyerek, samîmiyet, tertemiz bir kalb ve edeb ile gitmeniz lâzımdır.”
HAMDÛN-I KASSÂR–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Edepten mahrum bırakılan bir kimse, bütün hayırlardan mahrum bırakılmış olur.”
İBN-İ AT–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Sabır, musîbetler içindeyken bile edebe riâyet etmektir.”
İBN-İ AT–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Bir edebi gözetmek ve tenzihî olsa bile, bir mekrûhtan sakınmak, zikirden ve fikirden ve murâkabeden ve teveccühden daha faydalıdır.”
İMÂM-I RABBÂNΖ(Kayn.:Mektubat-129.Mektup)
“Dişi hayvana bile bakmaktan sakınınız.”
MA’RÛF-I KERHΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Talebe çok zaman, hocasına “Neden?” dediği için nîmetlerinin arttırılmasından mahrum kalmıştır.”
İBN-İ ZUĞDÂN (MUHAMMED ZUĞDAN)–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Edeb öğrenilmeden ilim öğrenilmez.”
SÜFYÂN-I SEVRΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Bir din kardeşin seni ziyârete geldiği zaman ona; “Yemek yer misin? Karnın aç mı? Bir şeyler getireyim mi?” diye sorulmaz. Hemen bir şeyler hazırlanıp getirilir yemezse kaldırılır.”
SÜFYÂN-I SEVRΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“İnsanoğlunun edepten nasîbi yoksa, insan değildir. İnsan ile hayvan arasını ayıran edeptir.”
ŞEMS-İ TEBRÎZΖ(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Seyyidlerin bulunduğu bir memlekette ben oturamam. Zîrâ, Resûlullah’a (sallallahü aleyhi ve sellem) bağlı bir nesebten gelmenin şerefini taşıyanlara, lâyık oldukları tâzimi gösterememekten korkuyorum.”
UBEYDULLAH-I AHRÂR–(Kayn.:Evliyalar Ans.)
“Allah Teala’yı seven kişiyi seven kimse, gerçekte Allah’ı seviyor demektir. Allah Teala’ya hürmet gösteren birine hürmet gösteren kişi de hakikatte Allah’a hürmet gösteriyor demektir.”
SÜFYÂN-I SEVRΖ(Kayn.:Kalplerin Keşfi)
“Şayet bütün insanlar başkalarında görüp de kötüledikleri huyları kendileri terk etseler, insanların edep öğreticilerine ihtiyaçları kalmazdı.”
İMAM-I GAZALİ–(Kayn.:Kalplerin Keşfi)
“Hafız kişi islamın sancağı gibidir. Kuran-ı Kerim’in hakkını tazim için, oyalananlarla birlikte oyalanmaması, yanlış yapanlarla yanlış yapmaması ve boş laf konuşanlarla boş laflara dalmaması gerekir.”
FUDAYL BİN İYÂD–(Kayn.:Kalplerin Keşfi)
“Amel de ibadet de insanı cennete götürür, ama edep insanı Mevlâ’ya götürür.”
MAHMUD USTAOSMANOĞLU–(Kayn.:ismailaga.org.tr)
“Edep tesadüfi bir şey değildir. Edep kalbe bağlıdır. Kalpte manevi bir şeyler var ise o zaman tüm azaları edepli olur. Ama kalbinde manevi bir şeyler olmayınca, edepli olsa da az bir müddet içinde edepli olur sonra edepten uzak kalır.”
MUHAMMED HAZNEVİ–(Kayn.:haznevi.net)
“Her şey çoğalınca kıymeti azalır. İlim, edep ise çoğaldıkça kıymeti artar.”
MEHMET KAYALAR–(Kayn.:mehmetkayalar.com)
“Namazda, sünnetlere, müstehablara, edeblere riâyet etmek, kalbin huzûrunu temin eder.”
İMÂM-I RABBÂNΖ(Kayn.:İslam Alimleri Ans.)
“Bir kimse âlimlerin sohbetinde bulunur, fakat onlara hürmet etmezse, onlardaki feyz ve bereketlerden mahrûm kalır. Onlardaki nûrlar, kendisinde asla zuhur etmez.”
EBÛ ALİ SAKAFΖ(Kayn.:İslam Alimleri Ans.)
“Edebi terk etmek, huzurdan kovulmayı gerektiren bir sebeptir. Huzurda edepsizlik yapanı kapıya, kapıda edepsizlik yapanı hayvanlara bakmak için ahıra gönderirler.”
EBÛ ALİ DEKKÂK–(Kayn.:İslam Alimleri Ans.)
“Bir kitap okuyacağınız zaman, o kitabın müellifinin rûhuna bir Fatiha ve üç İhlas-ı şerif okuyarak hediye ediniz! Bu şekilde onun müsaadesini almış olursunuz. Sahibi tarafından müsaade edilip okunan kitabın maneviyatı, sizlere teslim edilmiş olur. Sizler de, bu kitaptan hakkıyla faydalanmış olursunuz.”
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN–(Kayn.:Ü.S.H.Tunahan ve Hatıralarım)
“Acıktığı zaman yiyip, elini çektiği zaman doymamış olan kimse hekim yüzü görmez”
İMAM-I GAZALİ–(Kayn.:Kimya-yı Saadet)
“Dört cihetten sadece kıble ciheti şerefli kılınmıştır. O halde, kıblenin faziletini ve saygınlığını göstermek için doğru olan davranış; zikirde, ibadette, abdestte kıbleye yönelmek, kaza-i hacet ve avretin açılması esnasında kıbleden başka tarafa dönmektir.”
HAFIZ IRAKΖ(Kayn.:Adab-ı Ş.S.Abdülhakim el-Hüseynî)
